1 Mayıs 2015 Cuma

2050ye-5-kala...dünyanın-105-yıllık-tarihi / Prof.Dr.OktaySinanoğlu






“Büyük Uyanış”, “ Hedef Türkiye” , “Bye Bye Türkçe” gibi kitapların yazarı Oktay Sinanoğlu’ndan yeni bir eser: “2050’ye Beş Kala dünyanın 105 Yıllık Tarihi “
Her kitabı beğenilerek okunan ve yorumculardan olumlu yorumlar alan Oktay Sinanoğlu bu kez geleceğe yönelik kestirimlerle dünyayı değerlendiriyor.
Aralık ayı, 2049 yılının son akşamı; 2050 ye beş kala diyorum her yıl sonu gecesi evde oturup geçen yılın muhasebesini yaparım, bir de gelen yılda ne yapmalıyım,onu düşünürüm.Ama 2049 gecesi geçen 100 yılın, aslında 105 yılın 1945-2050 baş döndürücü iniş çıkışlarla dolu tarihi gözümün önünden geçti.Neler olmamıştı neler.
1945’e Avrupa yerle bir edilmiş olarak varmış, harbin iki tarafında olanlarda ezilmiş, sömürgeci zaten kendi kaynakları olmayan Avrupa’nın sömürgeleri elinden alınmış ama Asya’nın  ,Afrika’nın  mazlum milletleri bu sefer de kendilerini önce kurtarıcı zannettikleri , dost postunda gelen işgal askerlerine verilen maaşı yardım diye gösteren Azmanistanın kültürlerini dillerini kimliklerini bitirerek köklerine kibrit suyu ekecek ince oyunlarına maruz bulmuşlardı.  Tabi bu oyunları biraz olsun anlamaları on yıllar sürecekti. O ara bu mazlum milletlerin bazıları, harbe bile girmedikleri, yenilmedikleri halde zihinleri ve gönülleri milli eğitimlerinin sessizce yok edilmesi ile götürülürken ilelebet köleleşme yolundaydılar. Ahalileri gittikçe duyarsızlaştırdılar. VATAN kavramları milli hisleri kalmadı.50 yıllık böyle bir süreçten sonra küreselleşme yalanlarının özelleştirme edebiyatının kurbanı oldular en derini ve tehlikesi yabancı dille eğitim marifetiyle kimliklerini unuttukları gibi düşünme, sorgulama yeteneklerinden arındırıldılar.
Yüzüne maske takmış sırıtan dış düşmanlarının, ülkelerinde kilit mevkilere yerleştirilen iç düşmanlarının sinsi yıkımlarına karşı kendilerini koruyacak bağışıklıkları muafiyetleri yitti. Sonunda vatanlarının topraklarını , tapularını düşmanlarına kendi elleriyle teslim edeceklerin ve edenlerin sayısı artı da arttı. Halklarının her kesimi bir gün baktı ki ne hayati kamu kuruluşları, ne tarım ve hayvancılıkları ne de toprakları kalmış. Yüksek faizli tefeci dış borçlarıyla ithal edilen ıvır zıvır çıtır pıtır malları rehavet içine tüketirken uyuya kalmış gafil halklar mızıka sesleriyle yarı uyandıklarında baktılar ki sepet havası çalıyor, davullarla ve tabi hoparlörlerle ‘tapular bizim herkes hemen evini barkını yerini yurdunu terk etsin. Biz tapularımızın yeni sahipleri geliyoruz. Yeni mülklerimizde oturacağız’ diye duyurular yapılıyor, emirler yağıyor. Halktan bazıları, süper ahmaklar turist geliyor diye sevinecek gibi oluyorlar. bu sefer irkilen bazıları onları dövmeye kalkınca yabancı polis önüne gelene saldırmaya başlıyor. Bir patırtı, bir hengamedir gidiyor. Tabi bu daha işin başı ,sonradan daha neler olmuyor ki; tehcirler, tehcir kampları ve beteri şeyler,söylemeye dilim varmıyor ” uyusun da büyüsün ninni.”
Biz dönelim 1945 ten 2000’lerin başlarına kadar Avrupa’nın haline:
Önce tarumar olmuş Avrupa’nın bazı ülkelerini Sovyetlerin Kominizmine falan özenmesinler diye suni tenefüsle kalkındırdılar, Batı Alamanya’ya karşı öbür tarafta Doğu Almanya yı ama bir yandan da  batı bloğunda ,1932 de  Nazilerin gelmesine kadar sürmüş , Almanyanın Avusturyanın  son bir kaç yüzyıllık o muhteşem kültürü,matematiği,bilimi, güzel sanatları eritiliyor. Avrupa gençliği perişan, kapkara yeni bir karanlık çağa poplu , toplu ,uyuşturuculu sürükleniyordu.
Yetmedi küresel kraliyetçiler, bir ara nağme olarak, kimliklerini eritmek,tek elden daha rahat güdebilmek için Avrupa’ya bir Avrupa birliği masalı uydurdular.Ancak bir kaç yıl geçtiğinde ,Avrupa’da bu AB den memnun olan tek kişi bulmak zordu; diyorlardı ki;Başımıza biz seçmişiz gibi gösterdikleri , aslında seçmediğimiz birilerini oturtuyorlar, onlarda ülkemizi alıp bir yerlere görütürüyor, her şeyimiz elimizden alınıyor’2003-2007 arası Avrupa göze görünür biçimde fakirleşmeye, işsizlik başını alıp gitmeye başladı. Zaten Avrupanın  sanayi mamülleri uzak doğuyla rekabet edemez olmuştu.Durum kötüleştikçe , Avrupa’nın ruhunda zaten var olan ırkçılık yeniden körüklendi, bu sefer Türklere karşı.Halbuki Almanya, Avusturya oradaki 68000 iş sahibi, iş veren ve de çalışkan düzgün ahlaklı Türkler sayesinde ayakta duruyordu.
Bindiği dalı kesen Avrupa 2010′a geldiğinde bitikti. Ne kaynakları, ne bir gücü, ne sağlam bir gençliği, ne yerli nufusu kalmış bir Avrupa. Avrupa’ya yazık oldu. Ama ne yapalım, taşıma suyla değirmen dönmez.
http://www.yorumpark.com/en-son-kitaplar/tarih-dizisi-turunde-cikan-son-kitaplar-inceleme-ozeti-okuyucu-yorumlari/2050ye-bes-kala-dunyanin-105-yillik-tarihi-oktay-sinanoglu-ozet-yorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder