17 Mayıs 2015 Pazar

Ağabeylerim / Esin Afşar (Sanatçı)



Anne-baba bir ağabeyim Oktay Sinanoğlu'dan gayri, babamın ilk eşinden, aramızda bir hayli yaş farkı olan üç ağabeyim daha var. Oktay Sinanoğlu 26 yaşında dünyanın en genç profesörü olmadan önce ağabeylerim Samim Sinanoğlu ve Suat Sinanoğlu da 30-35 yaşlarında profesör olup Türkiye'nin en genç profesörleri ünvanını almışlar.

Bir de Aydın Sinanoğlu var. Avrupa Konseyi'nde Basın Bölümü Baş kanı olarak yıllardır çalışıp, Strasbourg'da yaşıyor. Ağabeylerimle ç ocukluk yıllarımdan çok sonra tanışabildim maalesef, gereksiz, karşılıklı çekingenlik nedeniyle. Dinleyici olarak Dil Tarih Fakültesi'ndeki derslerine girmeye baş ladım konservatuvar öğrenciliğim sırasında. Kaç kez belli etmeden sokakta peş lerine düşmüşümdür, ama bir türlü cesaret edip yanlarına gidip konuş amadım.

İlk kez halam, Paris'te Oktay'la diğer ağabeylerimi tanıştırmış. Bir gün, Devlet Tiyatrosu'ndayken 3. Tiyatro'da (Türk Ocağı, Halkevi, Resim Heykel Müzesi) Çalıkuşu'nda oynuyordum. O gün Oktay diğer ağabeylerimi oyuna getirmişti. Bu kez O'nlar beni izleyeceklerdi. Kulisteki delikten bakıp gördüm onları. Heyecanımın derecesini anlatamam. Nasıl oynadığımı bilmiyorum. Çıkı şta hep birlikte bir pastaneye gittik. Hepimiz çikolatalı pasta ve süt ısmarladık. İşin garibi hepimiz sütün kaymağını kaşıkla alıp tabağa koymuştuk. Hiçbirimiz sütün kaymağından hoşlanmıyor, çikolata ve çikolatalı pastayı çok seviyorduk. Hepimizin yürüyüş şekli aynı idi.

Birbirimizi çok sevmiş, gereksiz çekingenliğimiz yüzünden bunca yıldır birlikte olamadığı mıza üzülmüştük. Sonra çok sık biraraya gelmeğe başladık, açığımızı kapatmak istercesine. Aydın Ağabeyim'le daha sonra biraraya gelebildik. Bir yaz tatilinde Avşa Adasında buluştuk.

O yıllar Kerim'le yazları hep Avşa Adası'na giderdik. O yıllar henüz keşfedilmemiş olan bu ada pek sakin ve güzeldi. Çok da ilkel. Elektrik bile yoktu köyde. O zamanlar minicik olan kızımla nasıl idare edebilmiştim, o yaz sıcaklarında, hâlâ şaşıp kalırım. O haliyle güzeldi ama Avşa, tavukları bile sarhoş dolaşırdı, Avşa'nın ünlü şarabından.

Aydın Ağabeyim çok hoş bir adamdı. Özverili, ilgili, şefkatli. En çok O'nu sevivermiştim. Yıllar önce henüz 14-15 yaşlarındayken bir gün Kızılay'da annemle beraberken karşıdan gelen çok hoş bir adamı anneme göstererek, “Mamina* bak! ne yakışıklı bir adam” demiş tim. Annem telâşla “Aman kızım, ağabeyin!” demişti. O sıralar Türkiye'ye geçici olarak mı gelmişti bilemiyorum. Sonra O'nu hiç görmedim. Ta ki Avşa'da biraraya gelene dek. Sanki babamı O'nda bulmuştum. Oysa fizik olarak en ? ?ok Oktay benzer babama.

Konserlerim nedeniyle ne zaman Fransa'nın herhangi bir kentine gitsem mutlaka Strasbourg'ta Aydın Ağabeyim'in evinde kalırım birkaç gün.

Hobi olarak gümüşle uğraşır Aydın Ağabeyim. Bü yük bir atölye haline getirdiği evinin bodrum katında gümüş kolyeler, yüzükler vs. takılar yapar ve de dostlarına armağan eder. (Avrupa Konseyi'nde bir sergi açıp, gelirini Afrika'daki aç çocuklara göndermek dışında) Ne zaman O'na gitsem bu güzel takılardan nasibimi alırım. Bir de, güzel İngiliz yengem Mauren'e pek hoş takılar yapar. Bir ortak yanımız da ağabeylerle, hepimizin Atatürkçü olmamı zdır.

Yunanca profesörü olan Suat Sinanoğlu birçok kitabının yanı sıra “La Turqui Kemalist” diye Fransızca yazdığı bir kitabı da vardır.** Daha önce de sözünü ettiğim gibi Lâtince profesörü olan Samim Sinanoğlu'nu yitirdiğimizde Dil Tarih Fakültesi'nde bir tören yapılmış ve Prof. Bedrettin Tuncel konuşmasında Samim Sinanoğlu ile beraber Türkiye'de Lâtince'nin de öldüğünü söylemişti. Ağabeyim Oktay da eğitim ve dil konusunda sürekli konferanslar vermektedir..

Bir ortak yanımız da dilciliğimizdir. Samim Ağ abeyim hasta olana dek Dil Kurumu'nda bir de Türkçe sözlük çıkarmaya çalı? ?ıyordu. Yaşasaydı, Türkçe'mizin Türkilizceye dönmüş bugünkü halini görse üzüntüden ölürd? ?.

  oktay sinanoglu 7


*Mamina, İtalyanca ‘Anneciğim’ demek. İtalya doğumlu olduğ umdan ve Türkiye’ye geldiğimizde Türkçe bilmediğimizden olacak, anneme hep ‘Mamina’ derdik.

** İlk basımı Fransızca olan ‘’l’humanisme Avenir’’ (1960-1970 2. baskı) adlı kitabın Türkçesi ‘’Türk Hümanizması’’ adıyla 1988’de yayınlanmıştır

(Esin Afşar'ın ANILAR YANILTIR MI? adlı kitabından alınmıştır.)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder