14 Mayıs 2015 Perşembe

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun sözlerinden



Ben son öten horozum. Son dakikada bile milleti ikaz etmek benim borcumdur, onun için konuşuyorum.
*
Ne zaman ki veliler akıllarını başına alır ve okullara gidip "biz size fedakarlıklarla gönderdiğimiz çocuklarımızı dillerini, tarihlerini, medeniyetlerini unutan aşağılık kompleksine sahip silik kişilikler olarak yetiştirmeniz için göndermiyoruz" dedikleri gün Türkiye'nin gerçek kurtuluşu başlamış demektir. O gün bayram yapın. Bu kadarını da yapamazsanız tarihten silinmeniz kaçınılmaz akibetinizdir.
*

Eski aydın diliyle, halk diliyle, târihî ve günümüz Avrasya lehçeleri ile Türkçe bir bütündür. Tümüyle kullanılmalı, öğretilmelidir. Türkçe’nin bütünü etrafında tüm aydınlarımız birleşmeli, Türkçe, târihimizle geleceğimiz arasında, hem de Avrasya coğrafyasındaki Türk halkları arasında yeniden köprü olmalıdır.
*
Eşanlamlılar hakkında ilke: Her dilde eşanlamlı gibi başlayan kelimeler zamanla anlam kaymasına uğrar; her biri biraz değişik anlama gelmeye başlar. Bu dili zenginleştirir. (Lâf, söz; kelime, sözcük; bilim, ilim ikililerindeki gibi.) Ayrıca her kelimenin üstünde târih ve kültür birikimini yansıtan bir “çağrışım bulutu” vardır. Tüm bu sebeplerden “Eski Türkçe”, “Kök Türkçe” tüm sözcükleri korumalı ve kullanmalıyız. Bir de şu misâle bakın: Türkçe’de “münakaşa”, “müzakere”, “münâzara” birbirine yakın ama önemli değişik anlamlara gelir. Bunları atıp (tasfiye edip), yerine sâdece, kendisi de çok güzel bir “Kök Türkçe” sözcük olan “tartışma”yı koyarsanız dili fakirleştirir, yaratılan boşluğa “Tarzanca” kelimeler dolmasına yol açarsınız.

*
Bilim ve teknik bahane edilerek bir batılılaşma oyununa getirilmiştir Türkiye.

*
İngiliz diliyle düşünen ingilizleşir!.. Türk gibi düşünemez olur!.. Bu insanların yönettiği ülke kısa zamanda bir acenta ülke olur, yani yarı sömürge, pazar. Bu benlik intiharıdır.

*
Dünyanın her tarafında yeni dünya düzenci, küresel kraliyetçi takımına karşı bir isyan başlamıştır. Türkiye’de küreselciyiz diyenlerin dünyadan haberi yok. Küreselleşme koca bir yalan.

*
 İnsanoğlu ve insan topluluklarının bir özelliği var: 
Böyle bir topluluğa topyekûn gidecekleri bir hedef gösterildiği zaman ve buna inandıkları zaman o insan topluluğu, toplumlar, olağanüstü işler beceriyorlar. 

*
Tüm vatanseverlerin birinci görevi Türk millî eğitiminin, kültür, ve gezim siyasetinin yeniden, Atatürk ve öncesi uzun dönemlerde olduğu gibi, millî olmasını sağlamaktır. Halkın Haçlı oyunlarına gelmemesi gerekiyor. Ulusal bilincimiz yeniden tazeleniyor, ve şahlanacak. Kalelerimizi dolaylı, dolaysız yabancı etkilerine teslim etmeyeceğiz. O sâyede Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, halkımızın refahını, iktisâdı yaşam seviyesini de kurtaracak ve koruyacağız.
*



Birr ülkede eğitim dilini ana okullarına indirdiğin zaman bir nesil içinde o ülkede o dil bitiyor.


Anadolu’yu dahi dolaşıp bir takım konuşmalar yapmaya çalışıyorum. Kamuoyunu devamlı ıvır zıvırlarla meşgul ediyorlar ve alttan götürüyorlar. Türkiye’de bizim gibilerden başka da kimse çıkıp bir şey söylemiyor. Ya bilmiyorlar, ya korkuyorlar ya da satılmışlar. Dolayısıyla bize çok iş düşüyor. Başkaları bunlarla uğraşsa da biz de matematikle uğraşsak çok iyi olacak ama ne yapalım. Bu da boynumuzun borcu.
*
Tasavvuf kültürü gençlere mutlaka aşılanmalıdır. Türkleri var eden, dünyaya hakim kılan tasavvuf düşüncesidir.
*
Gençlerin kendileri olma şuurunu kazanabilmeleri için tasavvufu öğrenmeleri ve yaşamaları gerekir.
*
İnsan ömrü bir mum gibidir, bir süre yanar, sonra biter. Ancak, o mum yanarken etrafına ışık saçmalı.
*
En zor şey ne istediğini bilmektir.

*
Öğrenin yabancı dil ama hangisi lazımsa onu öğrenin.
*
Büyük meseleler küçük küçük adımlarla çözülür.
*
Bir Atatürk daha çıksa ne yapar yahu. Önderler toplumun içinden çıkar. Tabana dayanır.
*
Bir ülke topla tüfekle bitirilmez. Top tüfek falan askeri malların ticareti içindir. Bu işler beyinlerin ve zihinlerin böyle fethedilmesiyle fethedilir. Bu tür savaşta kelimeler çok önemlidir. Durup dururken bir yerlerde bu işin uzmanları bir kelime icat ederler. Durup dururken bir milleti veya bütün Müslümanlığı tek kelimeyle öcü gösterirler. Basın yayınla öyle ayarlarlar ki, her gün Pavlov’un köpekleri gibi dünya kamuoyunda haklılık kazanırlar.
*
Kurtuluş savaşı artık gönül kazanmayla olur. Böyle olmalıdır diye yazıyorum.
*
Sağlam olan haysiyetli şerefli, insanlık düşmanı olmayan düzgün bir insan saymaya başladım. Bir iki üç... Bitti. Niye söylüyorum bunları? Benim şahıslarla hiçbir işim yok. Hepsine acırım. En melanetine bile acırım. Yani bunlar üç kuruşluk menfaatler için çoluk çocuğunun da istikbalini satarak, atalarının ruhunu da muazzep ederek üç günlük dünyayı hem kendilerine hem etrafına zehir ediyor. Ama burada üzerinde durmak istediğim esas konu, bu samimi kimselerin de en büyük noksanı kibirli olmaları. Burunları bir havada bir havada şaşırıp kalıyorsunuz.
*
Bizim formülümüz, düsturumuz akıl artı bilimdir. (Akıl + bilim) bu ikisi olmazsa, bir kuşun iki kanadından biri olmaz demektir. Zümrüd-ü Anka’nın iki kanadı olmaz ise uçamaz. Bunun birisi akıl kanadı, birisi gönül kanadıdır. İnsana bu iki terbiye lazım. Aklı geliştirmek için bilim. Bilimi geliştirmek için akıl. Matematik formül o.
*
Üç aşkım var
Nedir bu üç aşk?
Biri Allah aşkı, bir millet aşkı. -Tabii Türk milleti aşkı- Üçüncüsü de bilim aşkı. Bu üç aşk ile yaptım ne yaptıysam. Allaha şükür her gün de bu üç aşkım artarak gidiyor. Onun için bu aşkları tatmamış olan insan, insan olduğunu bile bilemez. Hayatta ne kadar malı mülkü de olsa bu insana ah vah vah derim. Tabii kimseye şöyle yap böyle yap diyemeyiz ama elimizden geldiği kadar lisanı hal ile (kendi örnek hayatımız ile) yardımcı olabiliyorsak, kendimiz yanıp biterken ışığımızla birazcık aydınlatabiliyorsak, ne ala.
*
Türkçe'ye kakışlanan her İngilizce bozuntusu sözcük, benim böğrüme batırılmış bir
dikendir. Her türlü Türkçe söz ise (eskisi, yenisi) ağzında bir bal damlasıdır. Bunu
böyle bilelim

*

Eğer sen hak için halk için çalışırsan Allah rızkını veriyor.
*
Bizim eski alimlerimizde söyle bir anlayış vardır: Bir alimin alim olabilmesi için hem maddi hem de manevi ilimlerde bilgi sahibi olması lazımdır. Biz bunu sonradan keşfettik ve akil ve bilimle, gönülle maneviyatı birleştirmenin gereğini anlattık. Bati herşeyi akla dayamıştır hâlbuki akil bir uzuvdur. Doğu’da aklin üstünde bir şey vardır o da gönüldür. Akli, gönlün yönetmesi gerekir. Bilgisayar yazılımı gibi. Toplumun da gönlü vardır ve bu da harstır, kültürdür.
*
Türk olmak, Alman olmak ya da Rus olmak, irk meselesi değildir. Bir biyolojik gen, yani kalıtım var. Bir de kültür genleri var. Bir millete mensup olmak demek kafa ve gönül meselesidir. Soyunu sopunu tartışmak anlamsız. Orta Asya'da bakıyorsunuz biyolojik olarak tip tam Türk ama ağzını açıyor, Rusça konuşuyor ve bundan da övünüyor, kendini Rus sanıyor dangalak. Bunlara mankurt derler. Biz ise gönüllü mankurtluk yapıyoruz.

*
En etkin savaşın ruhbilimsel savaş olduğunu hepimiz biliyoruz.
*
Ruhbilimsel savaşın en önemli iki aracı eğitim kurumları ve (ayarlı) basın-yayın; bunlara nüfuz edip kullanmak. Önemli oyunlardan biri de sözcük/kelime oyunları.
Her sözcüğün, o dili kullananların tarihî ve kültürel birikimine bağlı bir çağrışım bulutu var.
*
İnsanların kafalarını, gönüllerini sömürgeleştirirsen, sonunda fabrikalarını, bankalarını, tarımını, en son da topraklarını alır götürürsün. İçerdeki özel işbirlikçiler sana yardımcı olur; geniş bir kesimin de karşı durmalarını sağlayacak melekeleri yıpratılmıştır; “gık” çıkarmayanlar çoğalır.

*

Atatürk’ün dediklerini bol bol okuyun, onları işte bu günler için demiş, yazmış. Türkiye’nin şerefli, refah, itibarlı ve bağımsız geleceği için Atatürk yolumuzu çizmiştir.
*
Kültür genleri, ırk genlerinden daha önemlidir. Vatanı, milleti için her türlü fedakarlığa hazır bir taban gerekiyor. Bu taban son elli yılda hayli eritilmiş, kafası, gönlü karıştırılmış, birbirine düşen kesimler, dışa bağımlı sahte aydınlar, içinde vatanının geleceğini düşünmeyen, daha da acısı vurdum-duymazlaşmış kalabalıklar oluşturulmuştur. Bu durumda gerçek bir önder çıkabilse bile başarılı olması pek azdır.
*
Şimdi yapılacak iş hızla bu toplumun yeniden kaynaşmasına, bilinçleşmesine, vatanını, milletini kendisinden önce düşünen insanların çoğalmasına önayak olmaktır. Türkiye’yi tekrar Kuva-i Milliye ruhu, Atatürk ruhu kurtaracaktır.

*


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder