29 Mayıs 2015 Cuma

Seasons of The World - Hilmi Yavuz / Walter G.Andrews





Title           : Seasons of the Word
Author       : Hilmi Yavuz
Translator  : Walter G.Andrews
Country     : USA
Publisher   : Syracuse University Press
Year          : 2007
Page          : 118
ISBN          : 0-8156-0879-9



27 Ekim 2013 Pazar

HİLMİ YAVUZ


Zafer Acar’la yaptığı bir söyleşide (1) Hilmi Yavuz, Walter G. Andrews’in şu görüşünü paylaşmış. ‘Sezai Karakoç için, Osmanlı pek bir anlam ifade etmez. Onun için insanların dinle olan ilişkileri önemlidir… Attila İlhan da Osmanlının sadece politik kimliğini, hunharlığını, kan dökücülüğünü anlatmış… Hilmi Yavuz ise…Osmanlıyı bütünüyle kuşatan bir şiir inşa etmiş.’ Ve Yavuz belli belirsiz de olsa, kendisini diğer şairlere nispet, kaymak gibi üste çıkaran bu görüşe ağzının suyunu akıtmakta.

Attila ilhan’ı ilgimizin dışına çıkarıp bakarsak, aslında doğru söylemiş W.G. Andrews. Andrews’in de dediği gibi, Sezai Karakoç sadece Müslüman kimlikle ilgilenir. Çünkü medeniyetin diğer unsurlarını bu kimliğin ortaya çıkardığını bilir ve kaynağın başını mevki seçip tutar. Osmanlıcılık gibi bir fikre kapılmadıysa Karakoç bundandır örneğin. Önemli olan özdür onun için yani. Bugün Osmanlı olan yarın Mehmetli olur, hakikatte fark etmez. Hilmi Yavuz açısındansa medeniyet denilen şeyin diğer öğeleri şiirde ne kadar yer tutarsa Müslümanlığın payı da onlardan fazla değildir. Yani dokuzun biri nevinden bir şey olabilir ancak Yavuz için Müslümanlık. Üstelik ürettiği gereçlerden birkaç adım geride durur din, Yavuz’da. Bu da aslında medeniyete veya geleneğe hizmet eden şairleri bize ikiye ayırtır. Birincisi, Sezai Karakoç tarzı özü alıp yeniden dünyaya sunan kurucu, yol açıcı şairler. Diğeri de bir dönemde üretilmiş eşya ve stilleri koruyan bekçi şairler.

Hilmi yavuz atası Yahya Kemal kadar iyi bir bekçi de değildir üstelik. Neden mi? Çünkü emanetine aldığı eşyaların asıl sahiplerini reddederek onları zimmetine geçirme derdindedir.

Hilmi Yavuz, dönemlik bir imajın tabiatı olarak yaşatmış bir adamdır medeniyeti zihninde. Biraz da banttan yayın gibi. Oysa medeniyet, İslam’ı yaşayan milletlerin ortak tabiatıdır. Yaşamın işleyen doğasını ve reflekslerini görmeden, insanı tahakküm altına alan eşya ve imajlar ceberrutuna dönüştürülmemeli medeniyet. Tek tip mükemmel yemek yeme çeşidi olmadığı gibi, her zaman, her topluluğa uygulanılacak tek bir medeniyet söylemi de yoktur. Bunu bilmesi gerekiyor Hilmi Yavuz’un. Ayrıca Hilmi yavuz gibi ihtiyarların nostaljik takıntılarını ve onların damak tadına uygun katı ilkeleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Üstelik bunların çoğuna atıklar gözüyle  bakabilmek de mümkün. Mesela ‘Halk anlamadığı için medeniyet dilinin göz ardı edilmeyeceğini çoğu kere yineler (2) Yavuz. Oysa aynı dili daha önce cumhuriyet aristokrasisi kullanmıştır. Halk ise buna karşı direniş gösterip, medeniyetin yaşayan kısımlarına sahip çıkmıştır. Cumhuriyet tarzı bir medeniyet söylemi hakim Yavuz’un medeniyet bazında söylemiş olduklarının yekününde. Ya da hayata katışamayan, yan gelip yatan şeyler.
  1. Dil ve Edebiyat Dergisi Şiir Yıllığı 2013
  2. Dil ve Edebiyat dergisi, sayı 48


    Yeprem Türk

http://kurulusdergisi.blogspot.com.tr/2013/10/hilmi-yavuz.html


*

Doğan HIZLAN

 22. 06. 2007 




İYİ şair Hilmi Yavuz’dan seçme şiirler Seasons of the Word adıyla İngilizce’de yayımlandı.

Türkçe’den İngilizce’ye Walter G.Andrews çevirdi ve bir giriş yazdı.

Barry Tharaud da, kitabın sonuna Hilmi Yavuz’un şiirleri, şairliği üzerine bir inceleme, açımlama yazmış.

Türk şiirinin, iyi Türk şairlerinin yabancı dillerde yayımlanması, Türk şiirinin önemli, dünya edebiyatında seçkin yeri olan bir şiir olduğunu kanıtlar.

Seçmeler; bakış kuşu, bedrettin üzerine şiirler, doğu şiirleri, yaz şiirleri, gizemli şiirler, zaman şiirleri, söylen şiirleri, ayna şiirleri, çöl şiirleri kitaplarından yapılmış.

Walter G.Andrews, Hilmi Yavuz’un şiirlerinin Türkiye’de çok okunduğundan söz ederken, 1988 yılında Zaman Şiirleri’nin en çok satanlar listesinde yer aldığını, Gizemli Şiirler’in de gene çok satanlar listesinin altıncı sırasında yer aldığını belirtiyor. 

Çevirmen bu bilgiyi verdikten sonra, "Şairler Türkiye’de önemlidir" diyor.

Şairliğin bazı zamanlar gerçekleri söyledikleri için riskli bir uğraş olduğunu, bu yüzden de hapishaneye düştüklerini anlatıyor.

* * *

HİLMİ YAVUZ
’un şiiri üzerine düşüncelerini, yorumlarını, değerlendirmelerini sunarken, şairin felsefe eğitiminden, şiirinin Osmanlı ve Cumhuriyet kültürünün kesişme noktasındaki yerinden söz ediyor.


Verilen bilgiler, Batılı okurun, şairin yazdığı ülkenin edebiyatı, dili hakkında da bilgilendirilmesini sağlıyor.

Hilmi Yavuz’la ilgili her yazıda hocası Behçet Necatigil’in adı anılır.

Walter G.Andrews, Hilmi Yavuz’un gençliğinde Behçet Necatigil’in öğrencisi olduğunu,Necatigil’in bir profesör olmadığını, lisede bir edebiyat hocası olduğunu ama birçok şiir kuşağına model olduğunu belirtiyor.

Batı ile Doğu arasındaki gelgitler, kültür değişimleri, alfabe yenilenmelerini bilen yabancı bir okuyucu, özellikle Hilmi Yavuz’un şiirinin ardındaki kültürel birikimi, poetikasını daha iyi anlayacaktır.

Yazar, "Onun şiiri güç şiirdir" diyor. Bu benim de katılacağım bir yargı. Barry Tharaud,şairin şiirinde Batı’nın ve Doğu’nun edebiyat geleneklerini nasıl kullandığını, şiirleri şerh ederek de okuru aydınlatıyor.

* * *

HİLMİ YAVUZ
’un şiirlerinden yapılan seçmelerin çevirisi, sanırım örnek bir çalışma.


Yabancı okur bu kitaptan onun Türk şiirindeki önemini anlayacak, başka kitaplarını da bekleyecek.

Walter G.Andrews’a Türk edebiyatı teşekkür borçlu.

Barry Tharaud da, okurun işini kolaylaştırıyor

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=6756254

*
kategori2
İsmail Küçükkaya

Gurur ki en çok yakışandır bize

Hüzün ki en çok yakışandır bize belki de en çok anladığımız'

'Gül'ün, yani şiirin büyük ustası Hilmi Yavuz, Nazım Hikmet şiirine yukarıdaki dizelerle başlar.

'Usta'nın dizelerini, yazımın başlığında 'bugün için' biraz değiştirdim. 


ABD'li edebiyat profesörü Walter G. Andrews, Hilmi Yavuz'un şiirlerini İngilizce'ye çevirdi, bir önsöz yazdı ve 'Seasons of the Word' adıyla seçme şiirler kitabı olarak yayımladı.

Kitabın, ABD'nin saygın üniversitelerinden 'Syracuse Üniversity Press' yayınları arasından çıkması ise ayrıca prestij kaynağı oldu.

Yaklaşık bir yıldır, çeşitli safhalarını adım adım takip etme ve haberdar olma imkanını bulduğumuz bu kitabın İngilizce okurlara ulaşabilmesi çok güzel ve manidar bir tesadüfle bütünlendi. 
(...)
Hilmi Hoca'nın ABD'de yayımlanan şiir kitabıyla ilgili en önemli husus ise bana kalırsa, bu işi sahiplenen ve üstlenen Walter G. Andrews'in bir divan şiiri uzmanı olmasıdır. Doktorasını Türk dili ve edebiyatı üzerine yapan Andrews, Türk aydınlarınca 'şiirin sesi toplumun şarkısı' isimli kitabıyla tanınıyor.

Andrews önsözde, Hilmi Yavuz için 'dünyanın güçlü şairleri arasında sayıyoruz' diyor.

Doğulu ve Batılı, geleneksel ve modern

Hilmi Yavuz bir şair olmanın ötesinde kıymetli bir düşünce adamıdır. 
Şiirde Yahya Kemal-Behçet Necatigil geleneğinin izini süren Yavuz, Tanpınar'dan başlayan ve Oğuz Atay'la günümüze uzanan Türk modernleşmesinin sancılarını hisseden, bunu eserlerine yansıtan aydınlardandır. 
Hilmi Hoca, Türkiye'nin modernleşme sürecinde 'iki kültür arasında sıkışıp kalmış' Türk insanına ve aydınına, 'biz hem Doğuluyuz hem Batılı, hem gelenekseliz hem modern' diyerek yeni bir pencere sunmuş isimlerdendir. Şiirinde de bunun etkileri her daim hissedilir.

Yayımlanmak üzere seçilen şiirlerle ilgili olarak kitabın arka kapağında şöyle bir ibare var:

'Felsefe ile hüznü, Batı modernliği ile Osmanlı duyarlılığını birleştiren olağanüstü şiirler toplamı.'

Eğitimini aldığı ve uzun zaman yaşadığı Batı kültürünü çok iyi temellük eden Yavuz, Doğu kültürüne dair de 'estetiği, duyguları ve inançlarıyla bir bütün olarak ele aldığı ve eklediği' değerlendirmesini yapar. Onun sırrı buradadır.

Şöyle der:

'Behçet Necatigil'in 'Şiir geçmişe atıflarla ilerler' sözü benim poetikamın temel koyucu tezidir.

Bir şiirin gerçekliği onun içinde üretildiği toplumun zihniyet tarihiyle ilişkiliyse eğer, hem geçmişe atıfta bulunan bir gelenekselliği hem de bugüne atıfta bulunan bir modernliği içermek zorundadır. '

Estetik dünyadaki bu yaklaşımını siyasetin alanına da yansıtır. Hocanın anlayışını kendince şöyle özetleyebilirim sanıyorum:

'Bu topraklar hem kültürel hem coğrafi olarak Doğu'yu da Batı'yı da içine alan topraklardır. Yani biz yalnızca Doğu değiliz, yalnızca Batı da değiliz. Biz her ikisiyiz. Günlük hayatımız da siyasetimiz de bunu göz ardı edemez.'

(...)

http://aksam.medyator.com/2009/02/09/yazar/6129/aksam/yazi.html
*



Gülün ustası İngilizce’de

Edebiyatımızın ve bilhassa şiirimizin, çoğu zaman da haklı olarak Batı medeniyeti tarafından görmezden gelindiğini söyler ve bundan yakınırız.Ama artık, yüzlerce yıllık birikime sahip bir gelenekten güç alarak onu bütün içtenliğiyle devam ettirmeye ve yenileştirmeye çalışan
günümüz edebiyatçılarının daha iyimser olması için bir sebep daha var: Şiirimizin önde gelen isimlerinden Hilmi Yavuz’un İngilizceye çevrilmiş seçme şiirleri Syracuse University Press tarafından “Seasons of the Word” adıyla ABD’de basıldı.
Kitap ve çeviri hakkında daha ayrıntılı bilgi vermeden evvel öncelikle Hilmi Yavuz’un şiirinin çok geniş bir açıdan; ama öz bir değerlendirmesini yapmakta fayda var. Hilmi Yavuz’un -en azından bir genç okurun görebildiği kadarıyla- şiirinde barındırdığı ve tali değerlendirmelere yol veren üç ana prensibi var: Birincisi, şiirin gerçeklikle ilişkisinin muğlak bir deyim olduğuna ve tam aksine onun bizzat kendi gerçekliğini yaratıyor olduğuna inanması; ikincisi, bu gerçekliğin oluşturulmasının şiiri bir dil sorunu olarak ele almadan mümkün olamayacağını bilmesi; bu iki ana özelliğin üzerine üçüncüsüyse içerik olarak şiirin, şairin çevresinde gelişmiş kültürden ve yazından soyutlanmış olamayacağının farkında olması. Bütün bunlar, bir şairin bünyesinde haddinden fazla avantgarde yaklaşımı barındıran İngilizce şiirde ne kadar farklı bir ses olarak ortaya çıkabildiği açısından önem taşıyor.
Şiirleri çeviren Walter G. Andrews Washington Üniversitesi’nde, uzmanlık alanıyla ilgili basılmış birçok kitabı ve makalesi bulunan bir Osmanlı ve Türk edebiyatı profesörü. Otuz yılı aşkın bir süredir kendini bu işe vermiş Andrews, kitabın önsözünde şiirin Osmanlı ve Türk toplumlarında Batı’dakilerle karşılaştırılamayacak ölçüde büyük önem taşıdığına, toplumumuzda insanların severek ve ciddi bir şekilde şiir okuduğuna ve şairlerin tartışılan, sevilen ve yer yer yargılanan ama daima itibar sahibi kimseler olduğuna değiniyor. Ardından, şiirimizin son yüzyıl içinde geçirdiği değişimle birlikte Hilmi Yavuz’un bu büyük resim içerisinde nereye düştüğüne işaret ediyor.
Peki, çeviri için neler söyleyebiliriz? Andrews önsözün sonlarına doğru “Hilmi Yavuz is a translator’s nightmare” diyor. Yani “Hilmi Yavuz bir çevirmenin kâbusudur.” Bu, hiç kuşkusuz Hilmi Yavuz’un şiirinde barındırdığını söylediğimiz özelliklerle ilgili. Sesin bir başka dilde muhafaza edilmesinin zor olduğunu her şair ve çevirmen bilir. Ama, çeviride daha derin ve güç fark edilebilen başka bir zorluk ise Hilmi Yavuz’un şiirini oluştururken divan edebiyatının zekice kurgulanmış yöntemlerini kullanıyor olması. Aynen “yazları söylete söylete” derken, “lete”nin Fransızcada yaz manasına gelen “l’été”yi çağrıştırıyor olması gibi.
Kitapta Bakış Kuşu’ndan Akşam Şiirleri’ne kadar uzanan bir yelpazede toplam 86 çeviri şiir mevcut. Çeviriler genel olarak çok başarılı; ama unutulmaması gereken şey her çevirinin bir ölçüde öznellik barındırıyor olması. Örneğin, “yaz! sevgilim!” şiirindeki “kalbimdir, / üretir.” dizelerini “it must be my heart, / it’s productive.” diye çeviren Andrews belki de birebir çeviri olan “it’s my heart, / it produces.” ifadelerini “produces” sesi bozduğu için kullanmak istememiş. Hilmi Yavuz’un gerek dize uzunluğu gerekse uyak şeması olarak daha serbest bir yapıyı güttüğü şiirlerinde uyakların ve ses örgüsünün büyük bir kısmını İngilizcede göremiyoruz. Ama Andrews’u Ayna Şiirleri’ndeki soneleri çevirirken sonenin belirleyici özelliklerinden biri olan uyak şemasını büyük ölçüde muhafaza etmeyi başardığı için kutlamak gerek. Genel itibarıyla konuşulacak olursa, Amerikan şiirini yakından takip eden biri olarak diyebilirim ki, Hilmi Yavuz İngilizcede bu çeviriyle, elbette Türkçe de durduğu kadar olmasa da, çok iyi duruyor.
Kitabın sonunda -Amerikalıların tabiriyle “the last, but not the least”- Barry Tharaud tarafından kaleme alınmış, Hilmi Yavuz’un şiirinin İngilizce konuşanlar tarafından hemen görülemeyecek bazı özelliklerinin ayrıntılı bir çözümlemesini birkaç şiiri üzerinde segileyen bir yazı bulunuyor, ki bu bizim akademisyenlerimiz için de değerli bir kaynak.
Hilmi Yavuz, yalnızca kendisine yabancı olduğunu düşündüğü bir toplumun içinden çıkmış bir şair olarak Exodus’a yahut Odysseus’a yaptığı göndermelerle bir Amerikalıyı değil, aynı zamanda şiirlerini İngilizceden büyük bir zevkle okuyan bir Türk’ü de şaşırtabilecek nitelikte bir şair. Andrews’un bu başarılı çevirisi, bütün iyi şiir okurlarının ve bilhassa akademisyenlerin edinmek isteyeceği bir çalışma. /Ali Çivril/


summer! 
my beloved!
 

the bird is prolonged in the lines, 
it must be my heart, 
it’s productive. 
listen: 
once upon a time, like the mountains 
and the back-side of them 
and a wild river 
you acquired a taste for my heart 
summer! my beloved! 
while walking you were thyme from end to end 
and how abundant was your face. 

oh my rose fading into nothing. 

look, you drove the clouds on 
and from your diamond 
mouth set words of death 
swarming about my heart. 
summer! my beloved! 
you produced the melancholy days end to end. 
who knows how long your eyes lasted. 

oh my rose fading into nothing.



http://kitapzamani.blogcu.com/gulun-ustasi-ingilizce-de/1791643
*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder