7 Haziran 2015 Pazar

Ah Kadınlar



ah kadınlar-hilmi yavuz-a102

Ah Kadınlar' diyor Hilmi Yavuz, 'ilk yayınlandıklarında, elbette övenler de oldu. Ama ne gizliden gizliye yerilmeyi ne de açıktan açığa övülmeyi hak etmiş yazılar değildiler; kadın sorununun eğlenceli ve ironik yaklaşımla ele alan bir okuryazarın notları olmaktan öte bir anlam taşımıyorlardı ve asla kadınları aşağılama gibi bir niyeti olmayan yazılardı'. Hilmi Yavuz şöyle sürdürüyor 'Ah Kadınlar' konusundaki görüşlerini: 'Topluca okunduklarında, o 'kadın düşmanı' imajının ne kadar asılsız olduğu görülecektir - ve biliyorum ki, özellikle kadınlar, bu yazıları, dudaklarına yakışan zarif bir gülümsemeyle okuyacaklardır.' (Arka Kapak) 


**


Kadın şiir midir yoksa şair mi?


Nazan Bekiroğlu'nun "Nun Masalları'nı (Dergah Yay. 1997) geçtiğimiz ay Dergah'ta çıkan "Nesirde var şiirde yok" yazısıyla aynı günlerde okudum. Nun Masalları, Bekiroğlu'nun Dergah dergisinde uzun aralıklarla yayımladığı öykülerinin toplamından oluşuyor. Az ve zor yazan biri Nazan Bekiroğlu. Öykülerini tarihi ve tasavvufi bir zemin üzerine kuruyor. Rahat, şiirli, cezbedici bir anlatımı var. O bir kadın ve öykücü. Üstelik bir edebiyat doçenti ve duyarlı, usta bir öykücü. Kadının 'nesirde var' olduğunu gösteren en iyi örneklerden biri.
"Nesirde var şiirde yok" yazısı, uzun zamandır düşünü kurduğum ve fakat yazmaya bir türlü cesaret edemediğim "Kadın ve şiir" konulu bir yazıya "başlama" cesareti verdi bana. Çok uzun bir yazı, belki kitaplık bir çalışma olarak düşlediğim "kadın-şiir" konusunun kapağını böylece kaldırmış oluyorum.

"Kadından şair olur mu?"sorusu çokça sorulmuş. Hilmi Yavuz, 'Ah Kadınlar' kitabında bir yazısına başlık yapmış bu soruyu. O yazıda, Suriye asıllı şair Adonis'e atfedilen bir sözü zikrediyor Hilmi Yavuz, "Kadından şair olmaz. Çünkü kadının kendisi şiirdir, şiir yazdığı zaman kendini tekrarlamış olur." demiş Adonis. 

Adonis'in bu sözü bu şekilde söyleyip söylemediği kesinlik kazanmamış) Haklı olarak kadın yazarlar şaire veryansın etmişler bu görüşünden dolayı. Hükmün keskinliği ve gerçeklerle ne derece uyuştuğunu bir yana bırakırsak "kadının kendisi şiirdir" gerekçesi pek çok erkeği cezbedecek cinstendir. Şiirin bir duyarlık ve incelik ürünü oluşu, 'kadın'la arasında her zaman doğal bir 'ilgi' kurulmasını neredeyse mecburiyet haline getirmiştir. Kadın deyince akla ilk gelenler incelik, duygu, zarafet ve nezakettir ne de olsa.
Nazan Bekiroğlu 'Kadın ve şiir' konusuna bu tür tartışmaların dışında; sosyolojik bir noktadan bakıyor. 'Kadın edip olarak zirve isimler nedense hep nesirden gelmekte.' dedikten sonra ekliyor: "Yahya Kemal ya da Sezai Karakoç'la mukayese edilebilecek bir kadın şairimiz yok." Yazara göre bu, hayret edilecek bir durum değil.
Kadın, nesirde var da şiirde neden yok? Bu sorunun cevabı "Şiirin, romanın ve nihayet kadının, dolayısıyla erkeğin tarihini gözden geçirmekte" yatıyor. Çünkü diyor Nazan Bekiroğlu, kadın ve erkek romana (yani nesire A.Ç.) aynı noktadan ve dönem eşitliği ile başlamaktadır. "Kadın için toplumsal anlamda bir kimlik arama, aydınlanma ve var olma sürecinin başlangıç tarihinin, geniş ölçekte romanın başlangıç tarihiyle örtüştüğü fark edilir. Erkek de kadın da nesirde aynı evrelerden geçerek aynı güçlükleri yaşayarak aynı zeminde yürümüşlerdir." Şiirde öyle midir ya! "Kadının şiir noktasında arkadaki altı asırlık gelenek desteğinden mahrum kaldığı görülür." Kadının şiirde "yok" olmasının nedeni budur... Erkek şair yarışa altı asırlık bir 'avans'la başlamıştır. Arkasında divan ve halk şiiri geleneğinin birikimleri vardır. "Kadının yaptığı, aradaki muazzam açığı kapatmaya çalışmaktır." Bekiroğlu, kadının bu açığı kapatmasının bir iki asır alacağını ve ancak ondan sonra kadın şair- erkek şair ayrımının kalkacağını yazıyor.
'Kadın ve Şiir' konusunda Adonis'in seslendirmeye çalıştığı düşünceye daha yakın bir yerde duruyor olsam da, Nazan Bekiroğlu Hanımefendi'ye hak vermemenin kadınlık alemine ve 'bilimsel düşünce'ye karşı bir kadirnaşinaslık olacağını düşünüyorum.

Dürüstçe konuşmamız gerekirse Türk toplumunda kadının şair olanından çok 'şiir' olanı makbuldür. Üstad Hilmi Yavuz gibi 'şiir okuyanı'nı tercih edenler de yok değildir. Burada bir çelişki kendini apaçık belli ediyor. Kadını bir 'şiir olarak görüyor yahut onu şiirin 'nesnesi' gibi düşünüyoruz, öte yandan da 'bir kadın şairimiz yok' diye dertleniyoruz.

Erkek milletinin durup durup 'Neden bir kadın şairimiz yok?' demeye pek hakkı yok gibi geliyor bana. Kadına sosyal hayatta biçtiğimiz roller, onun kendini ifade etme zorluğuyla karşı karşıya gelmesine neden oluyor. Hele erkeklerde bile çok akıllı uslu, oturaklı bir sıfat olarak görülmeyen şairliğin, kadınlarca taşınmasının zorluğunu kabul etmemiz gerekiyor.
Bu zorluktandır ki 'şiir yazan ya da yazdığını ortaya çıkarabilen kadınların çoğu, edebiyat, sanat eğitimi almış varlıklı, kültürlü ailelerden çıkıyor." Belli başlı kadın şairlerin çoğunun babası yahut kocası sadrazam, paşa, kadı, vali, devlet adamı vs. Ah! yanarım o 'sıradan aile kızı' şairlerin saklı kalan şiirlerine...

Hilmi Yavuz, "Ben kadının şiir okuyanını tercih ederim." dediği yazısında "Kadın şairlerin erkekler gibi yazdığını, kadına, sadece kadına özgü olandan hiç söz etmediklerini" yazar. Nazan Bekiroğlu da paylaşıyor aynı görüşü.

Oysa ben, şiirinde 'bir kadın olarak' konuşan kadın şairi beklemişimdir hep... 'Kadın' denen muammayı, ancak şair bir kadının çözebileceğini düşünmüşümdür. Ne olurdu, bir kadın kalbinin acılarını, kuytularında çalkalanan denizleri, sevinçleri; bir kadın ruhunda kopan fırtınaları yine bir kadının dizelerinde okuyabilseydik. Bir kadın şair çıksa ve kadının sırrını faş etseydi. Kendini, yalnız kendini anlatsaydı. İnsanlık tarihi boyunca kadın üstüne yazılan tüm şiirlerin harfleri silinirdi o zaman, tabloların rengi solardı, heykeller çatlardı... Kadınlar üstüne yakılan türküler susardı.

Boşuna... Öyle bir şair gelmeyecek... Nun Masalları yazarının yazdığına göre, böyle bir kadın şairi iki asır daha bekleyeceğiz. Ben görmeyeceğim nasıl olsa, görenlere selam olsun...

http://arsiv.zaman.com.tr//1997/08/16/kose/gul_saati/index.html

*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder