10 Haziran 2015 Çarşamba

Şairin Zihin Tarihi


Şairin Zihin Tarihi
Şairin Zihin Tarihi'nde birçok şair ve eleştirmen Hilmi Yavuz'a şiiri soruyor. Neden mi 'Şairin Zihin Tarihi'? Hilmi Yavuz, 'Anlam ve Yolculuk' denemesinde, 'ben bir söyleşiyim' demişti. Öyleyse Şairin Zihin Tarihi'nin bir anlam 'yolculuğu' olduğunu da düşünebiliriz.

Söyleşmek, bir zihinden ötekine sürdürülen bir anlama sürecidir çünkü. Peki, niçin dönüp dönüp Hilmi Yavuz'a şiiri soruyorlar? Hilmi Yavuz, 'yazlar ve zaman' şiirinde 'ne zaman beni andıysan bir söyleşi olarak' demişti. Hilmi Yavuz'u 'bir söyleşi olarak' anarken, şairin giderek söyleşiye, söyleşinin de tekrar şiire dönüşmesinin ne anlama geldiğini öğrenmek için... Hilmi Yavuz'un şairliğinin 60. yılında şiirinin özel tarihini anlamak için...






Anlam ve Yolculuk

Çocukluğumdan beri yolculuklardan hazzetmemişimdir. Büyük olasılıkla bilinçdışımda, bir memur çocuğu olarak Anadolu'da konar göçer bir yaşamı sürdürmüş olmanın getirdiği ayrılıkların acısının ve tedirginliğinin bastırılmışlığıdır bu hazzetmeyişin nedeni.
Öyleydi gerçekten, bir ilçede daha yeni yeni arkadaş edinmişken, babamın bir başka ilçeye atanmasıyla yaşanan kopmalar! Benim için, toprağa taze ekilmiş bir fidanın hemen kökünden hoyratça sökülmesi gibiydi bu ayrılıklar. Bir şiirimde 'ben hep dönüşlere bakardım' diye yazmıştım. Öyleydi gerçekten. İlçeden ayrılırken, bizi ve eşyalarımızı taşıyan kamyonun arka camından geride bıraktıklarıma bakmak, gidişlere değil, dönüşlere bakmaktı... Bir gün dönerim umudu! Gidiş, bir yersizyurtsuzlaşmaydı her zaman...
Yolculuklardan hiç hazzetmeyen ben, birkaç yıldır, oradan oraya koşturup duruyorum. Gidişlerim, daima o tanıdık tedirginlikle başlar, ama uçaktan inince sona erer. Galiba yıllar geçip yaşlandıkça, ayrılıkların kopukluğu, insan sıcaklığı (Eluard'ın 'chaleur humain' dediği şey!) yer değiştiriyor. Şu haince düşmanlıklar, müptezel kinler, kuduz karaçalmalar ve kör bencilliklerin kuşatması altında, Baudelaire'in 'Moesta et Errabunda' şiirindeki gibi, 'kaçmak, kurtulmak istiyorum'u, bir umutsuz yolakoyuluş olmaktan çıkaran 'insan sıcaklığı'... Anadolu'da her gittiğim yerde bunu, o sıcaklığı bulacağımı hayal etmenin bahtiyarlığı...
Artık, yolculuklardan o kadar tedirgin olmuyorum. Belki de alıştım da ondandır, bilemiyorum. Bu yıl da yolculuklarla süslenmiş günlerim oldu ve oluyor. Sakarya'ya, Malatya'ya, Edirne'ye gittim. Sakarya'da, Malatya'da ve Edirne'deki söyleşilerin, kendi kendime sorduğum 'ben ne anlama geliyorum?' soruma verdikleri yanıtla beni nasıl bir büyüyle dirilttiklerini biliyorum; evet, biliyorum!..
(Aslında, anlam aramak da bir yolculuktur. Bu yolculuk hüznün, acının, merhametin konaklarından geçerek Anlam'a varır. Hüzünden, acıdan ve merhametten geçmeyen bir Zaman'ın Anlamı var mıdır;-yoktur!..
Neyi anlamak istiyorsak, anlaşılmak istenen, o hep kanadı kırık bir kuştur, Sezai Karakoç'un söylediği gibi, merhamet isteyen. Anlamak, hüzünlüdür her zaman. Ve ne zaman anlamaya doğru yola çıksam, yol boyunca her şeyin yoksullaştığını, giderek varolmanın hüzünle yer değiştirip acılaştığını görüyordum. Ama şimdi, dönüşlere bakarken, öyle değilim. Söyleşisiz, öyleyse yersizyurtsuz değilim. Hölderlin gibi söylersem, ben bir söyleşiyim artık...)
Diriltmek, evet! Ama bu, Necatigil'in 'zebra'sı gibi, 'bir sirkten ötekine' gez/dirilmek' gibi değildi. İnsanın zaman zaman öyle hissediyor olması da anlaşılabilir bir şeydir. Bir şehirden ötekine, bir sirkten ötekine! Lumpen kültürün, her şeyi görünmeye, görünür olmaya endekslediği bir Dünya'nın sirke, o Dünya'da yaşayanların da sirk hayvanlarına, zebralara benzemelerinden daha doğal ne olabilir?
Ben hiç öyle hissetmedim. Gez(diril)erek dirilmedim ben, söyleşerek dirildim. 'Benim anlamım ne?' sorusunun yanıtını, kendimi bir söyleşi olarak kavradığım zaman buldum.
Zebra olmadan da yolculuk edilebilir, yeter ki yolculuğun anlamını anlamın yolculuğu ile örtüştürebilelim. Bundan sonra Kayseri'ye, Avanos'a, Isparta'ya, Van'a, Gaziantep'e, Kocaeli'ne gideceğim –ve belki daha başka yerlere de!
Dönüşlere bu defa daha derinden bakarak! 
24. 03. 2010


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder