4 Temmuz 2015 Cumartesi

Beni dışladılar, ötekileştirdiler


Tüm hayatını yazıp çizerek geçiren Hilmi Yavuz, bu kez iki kitapla birden okuyucunun karşısına çıktı. Yavuz, Avrupa'nın Zihin Tarihi ve Şairin Zihin Tarihi adlı kitaplarının yanı sıra sanata, Müslüman burjuvaziye ve hayata bakışını da anlattı
BENİ DIŞLADILAR, ÖTEKİLEŞTİRDİLER
Bir şair ve yazar olarak maddi durumunuz nasıldı? Ekonomik zorluklar çektiniz mi?

- Çok! Hâlâ da çekiyorum. Gazetecilik yaptığım dönemde bir kooperatife girmiştim. Basın sitesinde edindiğim ve kısa süre sonra elden çıkardığım konut dışında hiç gayrimenkulum olmadı. Hep kirada oturdum. Kitaplarımın çokluğu ve onları tasnif edip kullanmakta yaşadığım zorluk dışında, bundan da şikayetim yok. 

Nasıl geçiniyorsunuz?

- Şimdilik Bilkent Üniversitesi'ndeki hocalıktan, Zaman gazetesindeki yazarlıktan, yaptığım televizyon programından ve eserlerimin telif ücretinden aldıklarım bana yetiyor.
 
Zaman'da yazmaya başlamak riskli bir karar değil miydi

- Ben başıma gelecekleri biliyordum. Beni dışladılar, ötekileştirdiler; hâlâ da öyle. Ama bundan şikayetçi değilim. Çünkü ben orada kendi görüşlerimi yazıyorum. 

Paranız yok ama belli ki sevenleriniz çok. 'Hilmi Yavuz'un çok müridi var,' diyorlar. Öyle mi? 

- Birçok insanın eğitimine katkıda bulunduğumu düşünüyorum ama mürit değil onlar. Bu bir aile benzeşmesi. Yani baba ile oğul birbirine benzer ama aynı karakterde olmak zorunda değildir. Aynı şiiri, yazıyı yazmazlar. Yahu, Allah rızası için söyleyin, aleyhime çok yazı yazılmıştır ve halen de yazılıyor. Ben de aslanlar gibi cevap yazıyorum, orası ayrı, ama benim arkadaşım, yakınım ya da müridim olduğu sanılan bir tek kişinin bu yazılar üzerine kalkıp 'Yahu, ne yapıyorsunuz?! Ayıp değil mi? Üstad'a nasıl böyle bir şey söylersiniz?' dediğini duydunuz mu? Oysa, adını vermeyeyim, bazı başka şairler hakkında bir şey söylemeye bakın, üzerinize köpek sürüsü saldırıyor. Onların müritleri yok, benim varmış. Böyle bir şey olabilir mi?

'MÜSLÜMAN BURJUVAZİ VAR ' DEMEK ZOR


Hilmi Yavuz, Müslüman burjuvazi konusunda dertli: 
"13. yüzyılda İtalya'daki ticaret burjuvazisi nasıl Katolik geleneğe, Hıristiyan mitolojisine sahip çıktıysa Müslüman burjuvazi de kendi geleneğine sahip çıkmalıdır. Eğer Mediciler ve o dönemdeki ticaret oligarşisi olmasaydı Rönesans ressamlarının hiçbiri olmayacaktı. Onlara kimse tablo ısmarlamayacaktı. Ressamlarla patronları arasında yapılan sözleşmeler yayımlandı. Adam, 'Şu kalitede boya, şu renkte yeşil kullanacaksın' yazdırmış sözleşmeye. Böyle bir sahiplenmeyle gelişmiş Rönesans orada. Böyle bir sahiplenme bilinci olmadıktan sonra o sınıfın gerçek anlamda bir Müslüman burjuvazi olduğunu söylemek mümkün değil. Burjuva ama herhangi bir Hıristiyan burjuvadan farkı yok. Mesela Koç Vakfı 10 yıldır bienali finanse ediyor. Yabancı bir küratör geliyor, herhangi bir Batı ya da Doğu ülkesinde geçerli olabilecek bir konsept ortaya koyuyor ve o doğrultuda ürün bekliyor. Tamam yani; bu bienalin anlamı nedir? Burada da yapılabilir, Londra'da da, Kuala Lumpur'da da, Rio'da da... Ne farkımız var? Böyle bir farkındalıktır ki Türkiye'de burjuvayı, burjuva yapacak olan."
http://www.sabah.com.tr/pazar/2012/06/10/ikisi-bir-arada?paging=2
*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder