7 Temmuz 2015 Salı

Hilmi Yavuz Akademik Sempozyumu



Yayın Evi: Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları
Mardin, 2010, 1.baskı, 16 x 24 cm., 500 sayfa, Türkçe, Karton kapak.
ISBN No: 9786054202010



Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay, Medeniyet ve Kültür Araştırmaları Merkezi ’nin (MEKAM),  Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Telif Genel Müdürlüğü  işbirliği ile ortaklaşa düzenlediği “Şairliğinin 60. Yılında Hilmi Yavuz" Sempozyumuna katıldı.
Açılışı İstanbul Legacy Ottoman Hotel’ de yapılan ve iki gün süren “Şairliğinin 60. Yılında Hilmi Yavuz" Sempozyumuna katılan çok sayıda yerli ve yabancı konuklar; “Sahih Bir Şairin 60 Yıllık Serüveni “,”Hilmi Yavuz’un Denemeciliği Ve Anlatı Yazarlığı “,”Batı Ve Doğu Düşüncesi Kavşağında Hilmi Yavuz Ve İslam Medeniyeti Düşüncesi “,”Bir Hoca Olarak Hilmi Yavuz” temalı farklı oturumlarda sunumlarını gerçekleştirdi.

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Hüseyin ÇELİK, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve çok sayıda gazeteci,yazar ve akademisyenin katıldığı “Şairliğinin 60. Yılında Hilmi Yavuz" Sempozyumunda oturum başkanlığı yapan Prof.Dr.Serdar Bedii Omay yaptığı konuşmada,yazar ve şair  Hilmi Yavuz’un  sayılarla ifade edilemeyecek kadar çok insanın hayatında olduğu gibi kendi hayatında da çok önemli bir yeri olduğunu ifade etti.

Hilmi Yavuz’u; “Elini attığı her işe, esaslı bir disiplin ve saygıyla yaklaşır. İşin güzel, iyi ve doğru olması için azami bir gayret gösterir.” cümleleriyle anlatarak konuşmasını sürdüren Rektör Omay,
”İşte bu hassalarıyla, hayatımızda silinmez izler bırakmış, kafalarımızı tenvir etmiş, yüreklerimizi iyiliğin ve güzelliğin esintileriyle doldurmuştur. Son birkaç yıldır, Mardin’de yüklenmiş olduğum bürokratik vazife nedeniyle, Hoca’nın yakın sohbetinden, eskiye nazaran pek faydalanamıyorum. Zaten bu noksanı yakından hissettiğim için, Mardin’de kurduğumuz üniversitenin ilk sempozyumunu Hoca’ya hasretmiştik.” hatırlatmasını yaptı.

 Prof.Dr.Serdar Bedii Omay,Mardin Artuklu Üniversitesi olarak gerçekleştirdikleri  geniş katılımlı “Hilmi Yavuz Akademik Sempozyumu”nun iki bine yakın basılan kitabını, ülkenin her şehrine ve  kütüphanesine gönderdikleri bilgisini verdiği konuşmasında,” Hilmi Yavuz Hocamız için, bu sempozyumdan önce de, küçük çaplı bazı toplantılar, paneller yapılmıştı. Bu arada Hoca’ya hasredilmiş, başka toplantılar da oldu. Hemen hepsine katılarak bu özlemimi dindirmeye çalıştım.” ifadelerini kullandı.

Yakın bir zamanda, adını dedesinin de müderrislik yaptığı, sekiz asırlık bir medreseden alan ve özellikle Ortadoğu şiirinin yoğun olduğu” Uluslararası Zinciriye Şiir Festivali” ni düzenlediklerini belirten Omay şöyle devam etti:

“Zincirin bağlama, birleştirme gibi metaforik mânâlarından yola çıktığımız bu festivalde bir onur konuğu şair olacaktı. Bu isim, büyük bir gurur ve saadetle ifade ederim ki, Hilmi Yavuz oldu. Zira Hoca’nın medeniyet idrakinde, gelenek-modernlik ilişkisinde, sahih şiirin entelektüel tarihimizle kuracağı ilişkilerde hep yakın bir kavram vardır: imtidad. Ama tabii ki, Hoca’nın ilk güzel işlerimizde bulunması ve bilvesile onunla hasbihâl edebileceğimiz zamanlar icat etmek de temel sâiklerimizdendi.”

Sempozyumda emeği geçen herkesi ve her kurumu tebrik ederek konuşmasını tamamlayan Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü,başkanlığını yaptığı  “Sahih Bir Şairin 60 Yıllık Serüveni” başlıklı ilk oturumu yönetti.
Mardin Artuklu Üniversitesi
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
http://basin.artuklu.edu.tr/haberler/page-rektor-omay-hilmi-yavuzu-sairliginin-60-yilinda-yalniz-birakmadi.aspx

*



Güneş saatlerinin gölgesindeki şair



27 Nisan 2010, Salı
Mardin'de geçen yıl nisan ayında düzenlenen Hilmi Yavuz Akademik Sempozyumu'nun bildirileri kitaplaştırıldı. Yavuz, etkinliği 'güneş saatlerinin gölgesindeki sempozyum' diye tanımlamış, Prof. Dr. Talat Halman ise 'Hilmi Yavuz, düşünce ve sanat âlemimizde bir gökkuşağı gibidir.' demişti. Güneş saatlerinin gölgesi şimdi bu kitabın üstüne düşüyor. Bir gökkuşağına dönüşmek için...
Hilmi Yavuz'un 'Bakmak uzaklara dokunmaktır' mısraının sırrına, Mardin'den Mezopotamya'nın o her şeyden çok denizi andıran manzarasının sonsuzluğuna gark olduğumda erdiğimi söylesem bilmem mübalâğa sayılır mı? Sayılmamalı; çünkü bir şairi anlayabileceğiniz, şiiri yaşayabileceğiniz ve hatta şiir olabileceğiniz sahih mekânların başında gelir Mardin. .
Bu satırları geçen sene 19 Nisan'da Mardin'de, Mardin Artuklu Üniversitesi ve Ardahan Üniversitesi'nin müşterek gerçekleştirdiği Hilmi Yavuz Akademik Sempozyumu'nun Artuklu Üniversitesi'nce kitaplaştırılması vesilesiyle yazıyorum. Kitap, Artuklu Üniversitesi Rektörü Serdar Bedii Omay'ın, bu sempozyumu gerçekleştirmenin kendisi için bir hayal olduğunu ifade eden cümlesiyle açılıyor. Zira Omay'ın ve Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz'ın kadim bir Hilmi Yavuz muhibbi olması, sempozyumun ve elbette sempozyum kitabının sıra dışı olmasında başat unsur.

Kitapta Hilmi Yavuz'un şair, nâsir, felsefeci, entelektüel yönlerini ele alan ve bir kısmını sempozyumda dinleme imkânı bulduğumuz kuşatıcı ve hatta kışkırtıcı otuz yedi bildiri mevcut. Kışkırtıcı diyorum çünkü Yrd. Doç. Dr. Hilmi Demir'in 'Felsefi Gelenek ve Felsefe Eğitimi: Hilmi Yavuz'un Düşüncelerinin Eleştirel Bir Değerlendirmesi', Yrd. Doç. Dr. Ali Utku'nun 'Hilmi Yavuz Dolayımında: Şiir/Felsefe Geleneğimiz Üzerine Bir Sorunlaştırma' ya da şair Aydın Afacan'ın 'Varolan' ile 'Varlık' Arasında... Kayboluş Şiirleri'ne Bir Bakış' ve bunlar gibi birçok bildiri gerçekten zihin açıcı ve sorgulayıcı yönleriyle öne çıkarak Yavuz'un ruh ve zihin dünyasında ancak 'derinlere' yapılacak bir yolculukla kavranabilecek bir manzara seriyorlar önümüze.
"Nerval'den Hilmi Yavuz'a 'Kara Güneş' İmgesi" başlıklı bildirisinde Doç. Dr. Abdulhalim Aydın, Yavuz'un durduğu yeri belirtmesi bakımından önemli bir tespitte bulunuyor: 'Antagonizmin birer ucunda yaklaştıkça biri kararan, öteki parıldayan iki kara güneş.' Parıldayan kara güneş ve Hilmi Yavuz. Yavuz'un sempozyum için yazdığı yazıya 'Güneş Saatlerinin Gölgesinde Bir Sempozyum' başlığını seçmesi bu meyanda bir hayli manidar.
Ey okur, kitapta, kâh Hilmi Yavuz'un metninde saklı olan kendini bulma çabasıyla, yalnızlığının ontolojik yanıyla, mutsuz bilinciyle, şairin mutasavvıf şairlerle ünsiyetiyle ya da kilitli ceviz sandığını tasavvuf anahtarıyla açma çabasıyla karşılaşacaksın, kâh Yavuz'un geçmişteki semiyotik pratiklere eklemlenme çabasıyla ya da şiirinin epistemolojik temelleriyle, Vélasquez'in tablosuna bakarak 'biz Aşk'ız' diyen şairle, onun hakikati arama temayülüyle, sahih münevver kimliğiyle, totalitarizme karşı çıkan bir bilinciyle, İrfan Külyutmaz'la, hasılı 'işte simurg: hepimizden bir dize' mısraının şairi Hilmi Yavuz'un hemen tüm 'yüz'leriyle... Sakın şaşırma!
Bu hususta Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay'ın kapanış konuşmasında söylediklerini aktarmak yerinde olacak sanırım: 

"Hilmi Yavuz için 'entelektüel' sıfatı yetersiz ve belki de lüzumsuz. Piyasada adı entelektüele çıkmış bir sürü aydın, köşe yazarı denilen kişi var. Onlara verilen bu sıfat Hilmi Bey için çok zayıf kalır; hatta onu ötekilere benzetmiş olur. Ona ecdâdın tabiri ile bir 'mütebahhir' demek bence çok daha uygun. O şarkın ve garbın ilim, fikir ve kültür esaslarını şahsında mezcetmiş ve hepsine münekkit/tenkitçi yani felsefi gözle bakabilen kimsedir."

Kitap bize ne söylüyor? Şiirlerindeki metinlerarası yolculuğu kâh dillerarası kâh tinlerarası bir yolculuğa dönüştüren, büyü için sözcüklerden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan, hem geleneğe bağlı kalan hem de onu aşan ve derin yollarda yürürken hep yollar düşleyen bir şairi söylüyor. Dünyayı bir metin olarak yeniden inşa eden, İslâm'ın bir estetik medeniyeti olduğunu dile getiren, bilgelik ile şiirsel söyleyişi bir araya getiren, umrandan uygarlığa, kültürden irfana giden 'sahih' bir mütefekkiri söylüyor.
Sempozyum Düzenleme Kurulu başkanlığını yapan Prof. Dr. Kenan Gürsoy'un 'Hilmi Yavuz, kendisini size açan ya da sizin onda yavaş yavaş keşifler yaptığınız bir insan.' tespiti kitap boyunca okura eşlik ediyor.
Prof. Dr. Talat Sait Halman o gerçekten incelikli konuşmasında 'Hilmi Yavuz, düşünce ve sanat âlemimizde bir gökkuşağı gibidir.' demişti. Ey okur, dikkatle bak! Güneş saatlerinin gölgesi şimdi bu kitabın üstüne düşüyor. Bir gökkuşağına dönüşmek için...
http://www.zaman.com.tr/cuma_gunes-saatlerinin-golgesindeki-sair_977497.html



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder