5 Temmuz 2015 Pazar

Hilmi Yavuz Hilmi Yavuz'a karşı




---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
EMRE KONGAR

HİLMİ YAVUZ HİLMİ YAVUZ'A KARŞI


Rahmetli babam, "İnsanın kendi kendisine yaptığı kötülüğü hiçbir düşmanı yapamaz" derdi.
Küçükken bu sözlerin tam ne anlama geldiğini pek anlayamamıştım.

Babamın, yaptığı hatalarla kendi kendisine zarar veren kişileri kastettiğini anlamıştım ama gözümün önüne somut örnekler getiremediğim için işin ciddiyetini pek algılayamamıştım.

Daha sonra, iktidara gelmek için sürekli tutum ve davranış değiştiren ve bu nedenle de halkın güven duygularını yitiren başarısız siyasal liderleri görünce babamın ne dediğini daha iyi anladım.
Gerçekten de bir siyasal lidere karşı halkın duyduğu güven duygusunu yok etmeyi, o liderin kendisinden başkası pek başaramaz.

Günümüzde bu örnekleri görünce babamın sözleri daha bir anlam kazandı bilincimde.
İnsan Türkiye gibi çok hızlı değişen bir toplumda sadece politikacıların değil, kendilerine aydın denilen bazı insanların da, yılanların deri değiştirmesi gibi kolayca ve sık sık düşünce ve ideoloji değiştirdiklerini görüyor ve çok şaşırıyor.

Kimi zaman bu "değişme" olayı, sadece düşünce platformunda ve ideoloji alanında değil, doğrudan doğruya seviye alçalması olarak ortaya çıkınca insan üzülüyor da.

Türkiye'deki düşünce yaşamının değerli simalarından biri olan Hilmi Yavuz da, son zamanlarda kendi kendisine haksızlık eden aydınlar arasına katıldı ne yazık ki...

Bu değerli yazar ve şairimiz, belki de ilerleyen yaşının getirdiği bazı düş kırıklıkları ile, İkinci Cumhuriyetçiliği ile tanınan bir yayıncının yeni çıkarmaya başladığı bir dergide dedikodu yazmaya başladı.

Aslında daha önce, Sosyal Demokrat bir belediye başkanı olan Prof. Nurettin Sözen'in İstanbul Belediyesi'ndeki kültür işlerinden sorumlu daire başkanı olarak, dinci bir gazetede köşe yazarlığına başlaması da pek çok kişiyi şaşırtmıştı.

Dinci görüşlere yakınlığı daha önceden de bilindiği için ben bu tutumuna hiç şaşırmamıştım; ayrıca dincilik benim açımdan kınanacak bir tutum da olmadığı için, kendisini bazı arkadaşlar gibi ayıplamamıştım da.

Ama Hilmi Yavuz'un beni şaşırtan iki başka davranışı olmuştu daha önce:
Birinci olarak, 1980 darbesinden sonra ünlü YÖK kurulduğunda, pek çok öğretim üyesi sakalları veya ideolojik tutumları bahane edilerek üniversiteden tasfiye edilirken ve örneğin ben sakalımı kesmeyi reddederek üniversiteden istifa ederken, Hilmi Yavuz'un kuzu kuzu o muhteşem sakalını kesip, dilini de yutarak üniversitedeki konumunu korumasını, bir aydın olarak kendisine pek yakıştıramamış ve ilk soru işaretini koymuştum isminin yanına.

Daha sonra, ilk baskısı 1982'de ikinci baskısı 1984'de yapılan "Kültür Üzerine" adlı kitabımın ardından 1987 yılında kendi yazdığı bir kitaba, benim o sırada halen satışta olan kitabımla aynı ismi, "Kültür Üzerine" ismini koymasına da çok hayret etmiş, ama sonradan, "Böyle genel isimleri herkes kullanabilir" diyerek olayın üzerinde fazla durmamıştım. (Benim kitabım bugün dokuzuncu baskısı ile halen de satışta.)

Şimdi artık bir haftalık dergide insanlar hakkında, "Bana anlatılanın yalancısıyım", "rivayet edilir", "tabii, bunlar tevatür" gibi ifadelerle, yalan yanlış, gerçeklikten uzak, insanları küçük düşüren ve karalayan dedikodular yazıyor Hilmi Yavuz.
Çok üzüldüm yazdıklarını okuyunca.

Felsefeci, denemeci, şair Hilmi Yavuz'u, dedikodu yazarı Hilmi Yavuz uğruna harcamamalıydı "insan" Hilmi Yavuz!

Tabii "insanlık" Hilmi için bir anlam ifade ediyorsa hâlâ?


http://www.kongar.org/medyanotu/269_Hilmi_Yavuz_Hilmi_Yavuz_a_Karsi.php

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder