5 Temmuz 2015 Pazar

Hilmi Yavuz

Zafer Acar’la yaptığı bir söyleşide (1) Hilmi Yavuz, Walter G. Andrews’in şu görüşünü paylaşmış. ‘Sezai Karakoç için, Osmanlı pek bir anlam ifade etmez. Onun için insanların dinle olan ilişkileri önemlidir… Attila İlhan da Osmanlının sadece politik kimliğini, hunharlığını, kan dökücülüğünü anlatmış… Hilmi Yavuz ise…Osmanlıyı bütünüyle kuşatan bir şiir inşa etmiş.’ Ve Yavuz belli belirsiz de olsa, kendisini diğer şairlere nispet, kaymak gibi üste çıkaran bu görüşe ağzının suyunu akıtmakta.



Hilmi Yavuz
Attila ilhan’ı ilgimizin dışına çıkarıp bakarsak, aslında doğru söylemiş W.G. Andrews. Andrews’in de dediği gibi, Sezai Karakoç sadece Müslüman kimlikle ilgilenir. Çünkü medeniyetin diğer unsurlarını bu kimliğin ortaya çıkardığını bilir ve kaynağın başını mevki seçip tutar. Osmanlıcılık gibi bir fikre kapılmadıysa Karakoç bundandır örneğin. Önemli olan özdür onun için yani. Bugün Osmanlı olan yarın Mehmetli olur, hakikatte fark etmez. Hilmi Yavuz açısındansa medeniyet denilen şeyin diğer öğeleri şiirde ne kadar yer tutarsa Müslümanlığın payı da onlardan fazla değildir. Yani dokuzun biri nevinden bir şey olabilir ancak Yavuz için Müslümanlık. Üstelik ürettiği gereçlerden birkaç adım geride durur din, Yavuz’da. Bu da aslında medeniyete veya geleneğe hizmet eden şairleri bize ikiye ayırtır. Birincisi, Sezai Karakoç tarzı özü alıp yeniden dünyaya sunan kurucu, yol açıcı şairler. Diğeri de bir dönemde üretilmiş eşya ve stilleri koruyan bekçi şairler.

Hilmi yavuz atası Yahya Kemal kadar iyi bir bekçi de değildir üstelik. Neden mi? Çünkü emanetine aldığı eşyaların asıl sahiplerini reddederek onları zimmetine geçirme derdindedir.

Hilmi Yavuz, dönemlik bir imajın tabiatı olarak yaşatmış bir adamdır medeniyeti zihninde. Biraz da banttan yayın gibi. Oysa medeniyet, İslam’ı yaşayan milletlerin ortak tabiatıdır. Yaşamın işleyen doğasını ve reflekslerini görmeden, insanı tahakküm altına alan eşya ve imajlar ceberrutuna dönüştürülmemeli medeniyet. Tek tip mükemmel yemek yeme çeşidi olmadığı gibi, her zaman, her topluluğa uygulanılacak tek bir medeniyet söylemi de yoktur. Bunu bilmesi gerekiyor Hilmi Yavuz’un. Ayrıca Hilmi yavuz gibi ihtiyarların nostaljik takıntılarını ve onların damak tadına uygun katı ilkeleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Üstelik bunların çoğuna atıklar gözüyle  bakabilmek de mümkün. Mesela ‘Halk anlamadığı için medeniyet dilinin göz ardı edilmeyeceğini çoğu kere yineler (2) Yavuz. Oysa aynı dili daha önce cumhuriyet aristokrasisi kullanmıştır. Halk ise buna karşı direniş gösterip, medeniyetin yaşayan kısımlarına sahip çıkmıştır. Cumhuriyet tarzı bir medeniyet söylemi hakim Yavuz’un medeniyet bazında söylemiş olduklarının yekününde. Ya da hayata katışamayan, yan gelip yatan şeyler.
  1. Dil ve Edebiyat Dergisi Şiir Yıllığı 2013
  2. Dil ve Edebiyat dergisi, sayı 48


    Yeprem Türk, 
  3. http://kurulusdergisi.blogspot.com.tr/2013/10/hilmi-yavuz.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder