7 Temmuz 2015 Salı

Hilmi Yavuz'un ürünlerini değerlendirebilir miyiz?


-1-

Sanat Ürünlerini Değerlendirmek

Sanat ürününün önünde bir pencere vardır.
Sanat ürününe önündeki pencereden bakılır.
Sanat ürünlerinin önündeki pencereler sanat dallarına ve alt dallarına göre birbirlerinden farklıdır. Örneğin edebiyat, müzik, resim, heykel, mimarı, hat, tiyatro, sinema, opera, dans, bale ve diğer sanat dallarındaki ürünlerin önlerindeki pencereler birbirlerinden farklıdır.
Bir sanat dalının alt dallarında da ürünlerin önündeki pencereler birbirlerinden farklıdır. Örneğin edebiyatın alt dalları şiir, makale, söyleşi, fıkra, deneme,masal, hikaye, roman, gezi yazısı, anı, günce, biyografi, otobiyografi ve diğer dallardaki ürünlerin önlerindeki pencereler birbirleriden farklıdır.
Sanat ürünlerinin önlerindeki pencere farklılıkları sayılanlarla da sınırlı değil. Ürün çeşitlerine, dönemlere, akımlara ve diğer özelliklere göre de farklı pencereler olur. Örneğin lirik epik, pastoral, dramatik şiir, didaktik şiir, satirik ve diğer şiir çeşitlerine göre de pencereler farklı olabilir. Dahası var bir çeşidin, örneğin lirik şiirin şairi, yazıldığı dönem, etkilenilen akım ve diğer özelliklere göre de önlerindeki pencereler farklı olabilir. Kısaca Sanat ürününü önünde kendine özgü bir pencere vardır.

Pencere deyince çerçeve ve cam aklımıza gelir. Nasıl ki bir binanın pencere çerçeveleri alimünyüm, demir çelik, ahşap vd. Olabilirse sanat ürünlerindeki pencere çerçeveleri de farklı olabilir. Örneğin bir şiir aruz ölçüsü, hece ölçüsü ve diğer ölçülerde olabilir. Pencere çerçeveleri değişik biçimde olabileceği gibi şiir de biçim bakımından değişik olabilir. Camların da normal cam, buğulu cam, buzlu cam, billür cam, renkli cam ve diğer çeşitleri olduğu gibi şiirde de kelimeler, deyimler, mecazlar olabilir yine anlamdaş kelimeler, eş anlamlı, karşıt anlamlı kelimeler, benzetmeler, eğretilemeler vd. Olabilir. Dahası var içeriden dışarıyı gösterdiği halde dışarıdan ayna gibi görülen camlar da var. Çift camlar da var. Var oğlu var. Bütün bunları saymamızın nedeni sanat ürününün önündeki pencereden bakıp içerisini görmek öyle kolay olmadığını anlatma içindir. Bütün bu söylediklerimizi tüm ayrıntılarıyla öğrensek bile sanat ürününü tam olarak anlamak mümkün olamaz. Daha içeriden asılan tül perdeleri, keten perdeleri saydığımız yok. İçerideki ışığa değindiğimiz yok. 
Özetle sanat ürününe önündeki pencereden bakılır. Pencereden içerisini  tam olarak görmek mümkün değildir.
Birkaç örnek vermekte yarar görülmektedir: Bir buğulu camdan bakıyoruz. Camın arkasında bir silüet görüyoruz. Bazıları içeridekini önceden tanıyorsa silüeti de daha güzel görebilir.
“Niye camdan bakıyoruz ki yapının içine girip bakalım.”diye düşünülebilir. Ama bu, düşüncede kalır. Gerçi ürünü yapan kişiyi şairi/ yazarı tanımamız değerlendirmede, çözümlemede kolaylık sağlar. Ancak tam değerlendirme mümkün olamaz.
Bana ait olan bu pencere benzetmesini daha da ileriye götürebiliriz.Yukarıda bazı camların dışarıdan bakılınca ayna gibi olduğunu söyledik, yani okuyucu ürüne gözlüksüz baksa bile ancak kendisini görebilir.
Diyelim ki normal camlı bir pencereden epik bir şiire bakıyoruz. Gördüklerimiz tarihle örtüşür mü? Örtüşmez. Camdan bakmak, cam lekesiz, buğusuz ve temiz olsa bile doğrudan bakmak gibi değil çünkü tarih çerçeveleniyor. Pencere çok çok büyük olsa bile yine de bir çerçevevar.
Bütün bu yazdıklarımıza ilaveler de yapabiliriz: Pencereden bakanlar gözlüklü bakıyorlarsa, örneğin Marksist gözlük, İslami gözlük, kapitalist vd. Gözlüklerle bakılıyorsa iş büsbütün karmaşıklaşır.
Bazı gece kondularda cam yerine naylon kullanılmıyor mu? Bazı komlar penceresiz olmuyor mu? ...

Sanat ürünlerine, isabetli olarak yapıt da diyorlar. Bir binanın yapımını düşünelim. Demir bir şirketten alınıyor, tuğla başka bir şirketten. Ayrı ayrı saymaya gerek var mı? Kumu, çakılı; ahşap malzemeleri, boyası, şusu, busu başka başka şirketlerden alınıyor; ancak öyle kullanılıyorlar ki bu binaya özel oluyorlar. Sıvayla, boyayla, cilayla tüm malzemeler kamufle oluyor sanki.
Bu benzetmeyi niye yaptık ki? Sanatçılar da ürünlerini oluştururken malzemeleri başka başka yerlerden alıyorlar; ama öyle içselleştiriyorlar ki bu anlaşılamıyor bile. Bazı okuyucular, dinleyiciler veya izleyiciler cilayı, boyayı, sıvayı vb  kazıyarak kullanılan malzemeleri buluveriyorlar. Böylesine kazı yapabilmek herkesin harcı değil.
Bir yapıda bazı firma reklamları malzemelerin bir köşesinde kalıyor ki bunu kimi eleştirmenler tasvip etmiyor ve böylesi yapıtların sanat değeri olmadığını vurguluyorlar.

Benzetme ne kadar orijinal, ne kadar güzel olsa bil” fazla ileriye götürülmemeli. Bu benzetmeden hareketle şunları söyleyebiliriz:

Sanat ürünü örtüktür.
Sanat ürünlerine bakabilmek için ürünün önündeki pencerenin çeşitlerini, biçimlerini az çok bilmek gerekir.
Sanat ürünün yapımcısı hakkında da az çok bilgi edinmek gerekir. Bu da yetmez benzer ürünler ve diğer sanat ürünleri hakkında da, hatta zaman ve ortam konusunda da bilgili olmak gerekir.
Bu söylenenlerden daha önemlisi sanat ürününe gözlüksüz bakmak gerekir.
Özetle ancak nitelikli okuyucu sanat ürününü değerlendirebilir.

Sabahattin Gencal, Başiskele - Kocaeli





-2-

Hilmi Yavuz'un ürünlerini değerlendirebilir miyiz?
...

        

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder