31 Ağustos 2015 Pazartesi

Suçumuz İnsan Olmak / Oktay Akbal



İlk basımı 1957 yılında yapılan Suçumuz İnsan Olmak adlı bu roman için yukarıda söylenenlerin doğruluğunu bugün bir kez daha anlıyoruz. Gerçekten de Oktay Akbal, umutlu bir karamsar. Daha ilk satırlarından sevdirdiği kişilerinin serüvenlerini, arayışlarını, mutluluk ve mutsuzluklarını büyük bir ustalıkla aktarıyor okuruna. Suçumuz İnsan Olmakın kahramanı, içimizden herhangi biri olabilir. Kişinin toplum gelenek ve göreneklerine tek başına meydan okumaya kalkışı, mutluluk arayışı, zaman zaman yenik düşmesi, bir kısır döngüde gidip gelişleri...
http://www.kitapyurdu.com/kitap/sucumuz-insan-olmak/9795.html

Oktay Akbal, kahramanlarını okuyucuya daha ilk satırlarından sevdirebilen bir usta."
Ahmet CEMAL

"Oktay Akbal 'aydınlık özlemini yitirmeyen bir karamsar' "
Atilla ÖZKIRIMLI

İlk basımı 1957 yılında yapılan Suçumuz İnsan Olmak adlı bu roman için yukarıda söylenenlerin doğruluğunu, bugün bir kez daha anlıyoruz. Gerçekten de Oktay Akbal, umutlu bir karamsar. Daha ilk satırlarında


http://www.goodreads.com/book/show/12472594-su-umuz-nsan-olmak
*


Türk edebiyatında gerçekçilik akımının öncülerinden Oktay Akbal, ilk basımı 1957 yılında yapılan romanı "Suçumuz İnsan Olmak"ta, toplumun geleneklerine tek başına karşı çıkmaya çalışan bir insanın, bazen yakaladığını sandığı mutluluk ve bazen yaşadığı yenilmişlik duygusu arasındaki gelgitlerini anlatıyor. 

İçimizden biri sayılan sıradan insanların da rastlantılar sonucu sıra dışı aşklar yaşayabileceğini akıcı bir dille ortaya koyan Oktay Akbal, daha ilk sayfalarda romandaki kahramanları ile özdeşleştirdiği okuru öykünün içine çekip alıyor. İçimizden biri ile bizi kendimizle tanıştırıyor. 

Türk Dil Kurumu`nun 1958 yılı Roman Ödülü`nü kazanan "Suçumuz İnsan Olmak", Türkiye Radyoları`ndaki "Arkası Yarın" programı ve daha sonra çekilen sinema filmi ile ünlendi. 




http://www.edebiyatdefteri.com/kitap/sucumuz-insan-olmak-kitabi/
Akbal, Suçumuz İnsan Olmak (1957) adlı romanında da bireyin yabancılaşması ve toplumsal yapıdan uzaklaşması (anomi) olgusuna eğilmiş, bu olguyu bireyin iç mekânizmalarını çözümlemek yoluyla ortaya koymaya çalışmıştır.
Yazar kahramanın kişiliğinde "... anarşistti bir bakıma." (s. 13) söylemiyle en başından toplumsal sistemle uyuşmayan bir bireyin varlığını hissettirir.

Suçumuz İnsan Olmak, yeni değer yargılarına yönelmenin yarattığı sorunları, kaygıları, toplumsal normların dışına çıkan bireylerin yaşadığı açmazları sorgulayan bir romandır.

Cumhur Aslan

http://www.turkiyatjournal.com/Makaleler/
*

Suçumuz İnsan Olmak

Nuri ve Nedret’in yoksun, solgun, durgun, üzgün aşklarının romanı. 
Roman dediğin biraz da aşk romanıdır zaten. Üstelik nasıl da güzeldir! 1956’da yayımlanmış, otuz yıl sonra filmi çekilmiş. Önce filmini seyrettim, sonra romanı okudum. Erdoğan Tokatlı yönetmiş, Bora Ayanoğlu müzikleri yapmış. Bembeyaz beton, küçük evler, seksenli yılların deniz kıyıları, yazlık yerler, o sonsuz vatkalar sonra, sonra soluk renkler. Hayatlarını kendi halinde yaşayan, evlilikleri az çok yolunda giden iki insanın, bu yolunda giden evliliğin ötesinde, gizli yaşadığı bir aşkı anlatır. Aşk insanidir çünkü, insana özgüdür. 
Selim İleri, Oktay Akbal’dan etkilendiğini, onu çok sevdiğini çokça yazmıştır. Özellikle Şair Dostlarım, bugün liselerde edebiyat kitabı yerine okutulsa genç kuşakların şiiri daha çok seveceğini savlar ki doğrudur (Zaman Gazetesi, 10 Ağustos 2013). İleri, özellikle Suçumuz İnsan Olmak’ı çok sever. Radikal Kitap’taki köşesinde, 23 Ocak 2015’te şöyle yazmış: 
“Öyküler çiziktirmeye başladığım yıllarda Oktay Akbal’a öykünmeye çalışırdım. Gençliğin getirdiği bir heves değildi bu. Bilinçli bir çabaydı. Yazmak istediklerimin üslûbunu Oktay Akbal’ın dile getirişinden kotarmaya uğraşıyordum. Geçenlerde Suçumuz İnsan Olmak’ı yeniden okudum. Romanın sonunda, acı ayrılışta, bir İstanbul sahnesi var. Akbal öylesine güzel betimlemiş ki, bugün çehresi onca değişmiş İstanbul, burada sanki fizik ötesi âleme ait bir görünüm olup çıkmış…” 
Adam Yayınları, bu ılık yaz romanını 1982’de, İnsan Bir Ormandır ile birlikte bastı. Bayılırdım o kapağa. Suçumuz İnsan Olmak’ta, “hiçbir şeyin sonunu düşünmemeli, yetmez mi başlangıçlar,” diye bir cümle var, öylece kazılıdır aklıma.

Kimileri Yıldızlara Bakar!
Özlenen ancak bir türlü yaşanamayan bir “aşk” kırılganlığıdır Suçumuz İnsan Olmak. Aşk teması, Akbal’ın yapıtlarının eksen temalarından biridir. Aşk ve romantizm.  Aşka olan özlem. Nedret ile Nuri arasında imkânsız gibi görünen ama hani parmakların arasından kayan ya da kaymak zorunda olan bir yakınlaşma, duygu paylaşımına tanık oluruz. Özlem duyduğu aşkı, hayallerindeki aşkı, Ankara’nın bir bodrum katında sıradan bir muhasebeci olan kocasında bulamamış genç bir kadın Nedret. Belki sorunlu bir evlilik değil ama aşk yok ortada!
Nuri için biraz daha farklı, özlemlerini, anılarıyla birlikte İstanbul’da bırakmış, aşkı da! Yıllar önce, on dokuz yaşındayken, dedesinin köşkünde tanıştığı ki eski İstanbul parçasıdır o köşk, o genç kız için bunları mı hayal etmişti? O on altı yaşındaki kıza, şimdiki karısına tiril tirilliğiyle âşık olmamış mıydı? Zaman başka türlü akmış, kendini Ankara’da bir bakanlıkta bulmuş, üniversite yıllarındaki edebiyat, şiir, hikâye uğraşları da çoktan yok olmuştu. Şimdi iki küçük çocuk, bir kayınvalde, onu pençelerine almış bir eş.
Mutfağın penceresinden görülen, duvardaki çivide asılı duran yemyeşil naylon önlük, ardından bulaşık yıkarken şarkı söyleyen sarışın genç kadın, Nuri’nin hayaller dünyasının kapısını açar! Geçmişte kalan özlemlerini de anımsatır! Aynı mahallede oturan bu iki insanın, günlük koşuşturmada zaman zaman karşılaşmaları; birbirini tanımadan, tek sözcük etmeden yalnızca bakmayla yetinmeleri vardır önce. Hele de pazar günleri on beş günde bir gidilen sinemadaki karşılaşma! Hepsi bu ama öte yandan şu veya bu şekilde “tanışma”yı doğuracak bir rastlantı da hep beklenmektedir! Filmdeki artisttin sözleri ki Oscar Wilde’ındır, artık Nuri’nin hayal dünyasının kılavuzu olur: “Hepimiz çamur içindeyiz, ama bazılarımız yıldızlara bakar.” (Sinema, dolayısıyla o dönem filmleri, temalarıyla artistleriyle şarkılarıyla özellikle de aşklarıyla Akbal anlatısına yoğun bir biçimde girmiştir, İstanbul gibi.)
İki evli insan için zor bir durumdur; aile, eşler bağlayıcı olduğu kadar, ahlâk anlayışı, çevre vb. de birlikteliği imkânsızlaştırır. Gerçi o birliktelik nasıl ve nereye kadar olabilecektir. Beklenen, hayal edilen rastlantı gerçekleşir: ortak tanıdıkları bir ressamın sergisi, tanışmayı da getirir. Sonrası, aşkın, arzunun fırtınasıdır artık, özellikle de Nuri için. Giderek de Nedret’i bunun içine çeker. Çeker çünkü hayallerini İstanbul’da bırakan Nedret aşkı hiç yaşamamıştır! Kim bilir belki Nedret de bir garipler sokağı’nın hayal kuran genç kızlarından biridir. Nitekim Fatih’li olduklarını söyler Nuri’ye!
Bir şekilde ayarlanır; yaz tatillerini İstanbul’da geçireceklerdir.  Nuri ailesiyle birlikte, Nedret ise, işi dolayısıyla uzakta olan kocasından ayrı, bir akraba evinde. Anlatının İstanbul parçaları (fotoğrafları), buluşma yerleri olur. İkisi birbiriyle evli değildir ki istedikleri gibi bir yaşam sürsün. Dar zamanlardır doğal olarak, gizli saklı kaçamak buluşmalar. Giderek de cinsel arzu baskın çıkar, Nuri aşk ateşini nasıl söndürecektir; ateşin içine Nedret’i de çeker ama… Beklenen vuslat olmaz. Sonu ahlâkçıdır ve Nuri de kırmak istediği çemberi kıramamıştır. Belki de bu boşuna bir “başkaldırı”ydı; gönül ateşi öylesine sürüklemişti onu. Özlemlerini içine gömerek, karısı, iki çocuğu ve kayınvaldesiyle birlikte, yemek sonrası radyoda dinlenen alaturka şarkılı yaşama bırakır kendini. Birkaç ay önceki gibi, gazetesinin ardına saklanarak! Tıpkı Salih’in rahat yaşamına dönüşü gibi!


Nedret ise, yaşadıklarının yanlış olduğunu düşündüğü için hiç olmamış gibi yaparak ama bazı ânları unutmayarak, içine gömerek, yine o küçük mutfakta bulaşık yıkarken özlem şarkısını söyleyecektir!
http://www.atillabirkiye.com/icerik-romanlariyla-oktay-akbalin-doksan-yasina-merhaba.html

*

İnsan mutluluğu ancak kendi elleriyle yakalar.
http://tofo.me/tag/OktayAkbal
*

Suçumuz İnsan Olmak (film)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Suçumuz İnsan Olmak

Filmin afişi


Suçumuz İnsan Olmak, Oktay Akbal'ın yazdığı romandan senaryolaştırılan filmdir.
Oktay Akbal'ın 1956 yılında kaleme aldığı eserin filmi çevrilmeden önce TRT radyolarında "Arkası Yarın" adlı radyo tiyatrosu programı halinde hazırlanmış, ilgi görmüştü. Filmin yönetmenliğini ve senaryolaştırılmasını Erdoğan Tokatlı yapmıştır. Film Marmaris'te çekilmiş olup, Türk Dil Kurumu’nun 1958 yılı Roman Ödülü’nü kazanmış bir yapıtın filmidir.

Konusu

Tekdüzeleşmiş yaşamların bir araya gelerek oluşturduğu sıradan evliliklerden birini yaşayan Nuri, yaşamın getirdiği monoton ve renksiz dünyasında, rastlantıyla tanıştığı kadına aşık olur. Ancak aralarındaki yaş farkı, Nuri'nin evliliği ve toplum baskısı, önlerinde büyük bir engeldir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Su%C3%A7umuz_%C4%B0nsan_Olmak_(film)
*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder