29 Ağustos 2015 Cumartesi

Yalnızlık Bana Yasak / Oktay Akbal





1 okuyucu bu kitap için görüş bildirdi..

 Gülnar Atlı İlonia 11/6/2014

''Sevgi; hiçbir önyargı,hiçbir gizli hesap,hiçbir özel düşünce olmadan, hiçbir yanımızı saklamadan, apaçık,bütün saydamlığımızla kendimizi bir “başka” insana vermektir, bağlamaktır.'' Yağmurda, ayaz sabahlarda, İstanbul, Boğaz, yalılar, sinemalar, seken kuş.....derin gözlemlerden doğan öykü demeti.
http://kitap.antoloji.com/yalnizlik-bana-yasak-kitabi/
*
Umuttan koparız, seviden koparız, anılardan, dostluklardan, yaşamadan, hep bir şeylerden, hep bir yerlerden koparız. Kopar kopar bağlanır, bağlanır bağlanır koparız. Bir kopuş bir bağlanış. Yaşadıkça bu böyle. Çaresiz bir kısır döngü. Her bir yerden, bir şeyden kopmak. Kopacağını bilmek, beklemek. Her an bir şeye, bir yere bağlanacağını bilmek, beklemek. Bir anlam, bir anlamsızlık. Yaşam denen şey, bu.
Oktay Akbal / Yalnızlık Bana Yasak
Memduh Nihat    9 Şubat 2009
 http://www.okumasitesi.com/yalnizlik-bana-yasak


Yalnızlık Bana Yasak


ISBN :
Sayfa : 154 sayfa
Orijinal Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : 1976
Yalnızlığım içinde zamanı yitirdim. Yıllar geçti, farkında olmadan. Aynalarda biri vardı, arada bir bana bakan. Her zaman çıkmazdı karşıma. Arada bir garip garip beni süzerdi.
yanlizlik-bana-yasak-oktay-akbal
Çağdaş yazınımızın öykü ustalarından Oktay Akbal 1940'lı-50'li yıllarda yayımladığı ilk öykülerinde o yılların İstanbul'unu, İstanbul'un küçük insanlarını, o insanların iç dünyalarını anlatmıştır. 

Akbal ilk kez 1967'de yayımlanan Yalnızlık Bana Yasak ile ilk baskısı 1973'te çıkan İstinye Suları adlı kitaplarındaki öykülerinde de sıradan insanları; onların duygularını, bunalımlarını, yaşam kaygılarını anlatmayı sürdürdü.


Elinizdeki kitapta bir araya getirdiğimiz, deneme tadındaki bu öykülerde ülkenin önemli bir dönüşümden geçtiği 60'ların İstanbul'unu, Türkiye'sini okuyacaksınız; 
hem de artık olgunlaşmış, giderek bir düşünür kimliğine bürünmüş bir yazarın kaleminden.
Okuyun Oktay Akbal'ın öykülerini; onun için "çağımızın en içten, en güvenilir, en soylu tanıklarından biri" diyen Tahsin Yücel'e hak vereceksiniz.


http://www.idefix.com/kitap/yanlizlik-bana-yasak-oktay-akbal/tanim.asp?sid=T8HR6SZ6GB0BOYEMX0P2



Yalnızlık Bana Yasak "Gerek öykü ve romanları, gerek denemeleriyle, çağımızın en içten, en güvenilir, en soylu tanıklarından biri olduğu kuşku götürmez." 
TAHSİN YÜCEL 

Oktay Akbal, Türkçe'yi zorlanmadan kullanır. Bu, onun yapılarına kalıcılık sağlayan öğelerden biridir. Oktay Akbal'ın her yazısı romantizmin kilometre taşları gibidir. Bir alışırsanız kolay kolay bırakamazsınız; bağımlısı olursunuz." Yalnızlık Bana Yasak, Can Yayınları, 9789750702037, Oktay Akbal

http://www.kitapvekitap.com/kitap/can-yayinlari/oktay-akbal/yalnizlik-bana-yasak.html
*


Genelde öykülerinde gündelik yaşamdan kesitler sunan ve kişisel yaşamından hareketle gözlemlerde bulunan Oktay Akbal bir kent öykücüsüdür; öyküleri büyük oranda kenti, kentin insanlarını, mekânlarını yaşam biçimlerini, umutlarını aktarmak isteyen bir öykücüdür.

 "Ben küçük kentlerde hiç yaşamadım" ("Yalnızlık Bana Yasak", Bayraklı Kapı, s. 11) diyerek öyküleri hakkında kendisi bir değerlendirme yapmıştır. Onun için bir İstanbul öykücüsüdürdiyebiliriz.
Öykülerini konulan bakımından sınıflandıran Gündüz'ün şemasına baktığımız da konusu Anadolu'da geçen öykü sayısı yedi’dir.12 Onun öyküleri İstanbul'daki sinemalar, garlar, kahveler, dolmuşlar, meydanlar, kısaca kalabalığın olduğu her yerdir. Kalabalığın içindeki insanı, yalnız insanı yazmıştır.
"Her yazar kendi kuşağıyla, sorunlarıyla, acıları, serüvenleriyle ister istemez baş başadır. Ben İstanbul'da, Şehzadebaşı'nda doğdum büyüdüm, ikinci Dünya Savaşı'nda gençliğim geçti. Her an savaşa alınmak, ölümle karşılaşmak tehlikesiyle baş başa. Savaş sonrasında da bunalımlı yıllar yaşandı. Hâlâ da toplum sağlam bir yere yerleşmiş değil. Ben de büyük kenttekibireyin öykülerini yazdım. "(Feridun Andaç, "Bir Öykü Evreni Yazarın Evreninden bir Parçadır", Oktay Akbal İle Söyleşi, Adam Öykü, sayı 4, Mayıs-Haziran 1996.)
Belki bu anlamda kalabalıkta bir yalnız insan olan yazar kendisini de anlatmıştır, diyebiliriz:
" Tek başıma kalamıyorum. İkinci bir kişi beliriyor birden. Hem bildik biri, hem yabancı. Hem dost, hem düşman. Çevremi boş bulunca gelip yerleşiyor yanıma. Oturuyorsam, karşı koltukta. Koluma giriyor. Yüzümegülüyor. Kaşlarını çatıyor. Hemen kalabalığa dalmalıyım. Hemen radyoyu açmalıyım. Hemen biriyle konuşmalıyım. ... Bir kahveye, bir sinemaya dalmalıyım... Yasak bana insansız sokaklar, ... kimsesiz yollar." ("Yalnızlık Bana Yasak", Bayraklı Kapı, s. 7)

Cumhur Aslan

http://www.turkiyatjournal.com/Makaleler/



Yalnızlığı severdim. Açılırdım. Bir yol tutardım. Bir saat iki saat giderdim.. Hiç bir şey düşünmezdim İnsanlara yaklaşmak istemezdim. Elle dokulunca bozulacak Oyuncaklara benzerlerdi.. Konuşunca bir şeyler yitirirlerdi.

Oktay Akbal

http://tofo.me/tag/oktayAkbal
*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder