1 Eylül 2015 Salı

Atatürk Bir Gün Gelecek / Oktay Akbal

ataturk-birgun-gelecek-oktay-akbal

Atatürk uzaklarda değildir. Geçmişe karışmış değildir. Bizimle beraberdir, ilerici kuşakların yanındadır. Türkiye'yi aydınlığa götüren yolun öncüsüdür. 
Atatürk'ü anlamalıyız, duymalıyız, tanımalıyız. Onun zamanı aşan gücünden yararlanmalıyız. Toplumumuzda birden bire çoğalan bağnaz kafalara, çıkarcılara, her şeyi özel yararları için harcayan çirkin politikacılara karşı en büyük güvencemiz, en üst gücümüz odur, Atatürk'tür, Kemalist devrimin ilkeleridir.

http://www.idefix.com/kitap/ataturk-birgun-gelecek-oktay-akbal/tanim.asp?sid=M4MM172VKB4BJZ1SJQJS
*
ataturk_bir_gun_gelecek_2008_2_18_78764

Evet, hangi yüzle çıkacaksınız, çıkacağınız Anıtkabir’de Atatürk’ün yanına? 
Nasıl yürüyecekler o Aslanlı Yolu? 
Hangi içtenlikle, hangi yürekle, hangi inançla, hangi bağlılıkla? Elleri nasıl varacak Atatürk sözcüğünü yazmaya, dilleri nasıl varacak söylemeye?
İÇİNDEKİLER

Önsöz Gibi

DEVRİM YAPRAKLARI
Atatürk’ü Yok Edemezsiniz
Atatürk’ün Sesini Duymak.
En Güzel Bayram
60 Yıl Sonra.
O, Uzak
Yeni Bir 30 Ağustos
Ordu Devrimin Bekçisidir.
Bir “30 Ağustos” Daha
Ellinci Yıl Marşı .
iyi Bilmemiz Gereken.
Savaşım Sürüp Gidiyor
“Ve Hatta Hıyanet”
Öncümüz Atatürk
Bu Bayram Gününde .
O Eller kırılır .
28 Nisan’ı Unutmadık
27 Mayıs’ın Getirdiği  .
27 Mayıs’tan Korkanlar  .
Atatürk’süz Bunca Yıl.
Hangi Yüzle?
Bir Devrimin Yıldönümü
En Başarılı Devrim .
DEVRİM ÇİZGİSİ
Atatürkçü Eğitim Yöntemi
Atatürk’ü Görmek
Bilinç Dönemi
Atatürk Bizden Yana.
Sahtesinden Sakının .
Atatürk ve İslam Kongresi Hezeyan Deyip Geçmeyelim
Atatürk “Birisi” imiş.
Bir Uçurumun Dibindeyiz
Atatürk Ne Yana Bakar?   .
Geçmişi İyi Bilmeli
Anayasa Çizgisinde
Günleri Gelmedi
Denek Taşı Günlerinde
Gerçek Bir Kemalist.
Devrim Bitmez  .
Var Olmak Yok Olmak.
Burası Atatürk Türkiyesi  .
Erbakan’la Birlikte Olmak mı? Atatürk’ün Özlediği Neydi? .
Atatürk Nasıl Dirilir?
Atatürk’ün izinde İsek.
Atatürk Bir Gün Gelecek.
Gömüt Kokan Kişiler
Bu “Sathı Müdafaa” Savaşında
Atatürk’ü Anlamak
Atatürk ve “Dikta” Hevesleri
Atatürk ve Arapça Öğretim .
Kemalist Eğitim Derken

ÖNSÖZ GÎBİ

“Önsöz Kuşak “ti bir türlü yazıp bitiremediğim romanın adı… Bendim, bizdik, kendimizdik öksüzlüğünü duyan! Başka bir şeydi bu.. Ana baba öksüzü olmak vardı, doğaldı. Hep yaşanan bir şeydi. Ama bizim kuşağın yaşadığı çok daha başkaydı. Bizler “Ata öksüzü” idik. Atatürk’ün yaşadığı yıllarda çocukluğunu, gençliğini geçirmiş olan bizler, gerçekten öksüzdük, öksüzlüğünü derinliğince duyan yaşam boyu duyacak olan, bir kuşaktık…

Atatürk’ün tabutunun önünden saygıyla geçtiğimiz o günü anımsıyorum. Yok, yaşıyorum! Dolmabahçe Sarayı’nın büyük kapısından girişimiz, merdivenlerden çıkışımız, sonra generallerin nöbet tuttuğu salon, orda yatan o, bir daha göremeyeceğimiz insan… Bir dönem tarih olmuştu. Yeni bir yaprak açılıyordu. Ama bu yeni yaprakta onun ne denli izi, etkisi olacaktı? Korkuluydum, kuşkuluydum…

Gazetelerde, dergilerde yüzlerce yazı, her karşıdevrim belirtisinde, ters yakışıksız uygulama denemelerinde, toplumu uyarmak, yanlış tutumu, gidişi önlemek, elden ne gelirse, yazılarla, konuşmalarla… Bir ateşi hep canlı tutmak! Ata Öksüzü kuşağını dirençle, inançla devrim aydınlığını yaygınlaştırma çabasını sürdürmek…

“Atatürk Yaşadı mı?”, “Atatürkçülük Savaşımız” ve “Atatürk Bir Gün Gelecek” gazetecilik, yazarlık yaşantımın üç kitabıdır. Daha nice kitapları dolduracak yazı, çekmecelerde…

Gençliğe emanet etmişti cumhuriyeti.. O günlerin gençliği bizdik. Gençlik gelip geçer. Herkes bir süre gençtir. Sonra zaman ezer, soldurur, yenik düşürür. Atatürk gençliği, belli bir yaşla, belli bir zamanla sınırlı değildi. Yaşlı da olsan devrimin ateşini içinde duyuyorsan, bil ki gençsin! Bil ki bir devrim savaşçısısın îhanetlere, aldanmalara, yozlaşmalara, bilim, sanat, kültür düşmanlarına, aydınlığı karartmak isteyenlere…

Atatürk bir gün gelir mi, diye soranlar var… 
Biri çıkmış Meclis’te ‘Atatürk yaşıyor’ diyenlere ‘Atatürk ölmemiş miydi arkadaşlar’ diye seslenmişti. Öyledir, Atatürk’ün gerçekten ölmediğini, ölmeyeceğini görmek, bilmek kimilerinin işine gelmez. Çirkin politikacı takımının hiç gelmez.

“Ata öksüzleri” bir kuşaktık. Hep “genç” olduk. Hep direndik. Hep yorulduk, zaman zaman bunaldık. Ezilmeler, kırılmalar, çeşidi acılar, sancılar vazgeçirmedi devrim yolunda yürümekten… Ne demişti, “Beni yorulsanız da takip edeceksiniz”. Bu kitaptaki yazılar, yazıldıkları günün heyecanını taşıyorsa, bir anlam bir gerçeklik duyuyorsa sevinirim. Değişik genç kuşaklar geçip gitti. “Atatürk’ün Bir Gün Çıkıp Geleceğine inanan yeni kuşaklara sunuyorum bu kitabı… Atatürk’ün gerçekten ölmediğine, ölmeyeceğine inananlara… 
Bir gün çıkıp geleceğine!..
Oktay Akbal

Atatürk’ün Sesîni Duymak
  • “Hükümetlerin icraatı menfi olup da millet itiraz etmez ve ikadan düşürmezse. bütün bu kusur ve kabahatlere katılmış demektir.”

  • “Zannederim bugünkü varlığımızın asli mahiyeti milletin umumi temayüllerini ispat etmiştir. O da halkçılık ve halk hükümetidir. Hükümetlerin, halkın eline geçmesidir.”

  • “Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir.”

  • “Ferdin saltanatı ve onun temsil ettiği meşum bir idare şekline çevrilen bir silah mukaddestir.”

  • ‘Milli hâkimiyet öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taş ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar.”

  • “Sosyoloji bakımından bizim hükümetimizi ifade etmek lazım gelirse, ‘Halk hükümeti’ deriz. Sosyal meslek bakımından da düşündüğümüz zaman, biz hayatım, istiklalini kurtarmak için çalışan emekçileriz, zavallı bir halkız! Mahiyetimizi bilelim. Kurtulmak ve yaşamak için çalışan ve çalışmaya mecbur olan bir halkız!..

  • Halkçılık, sosyal düzenini çalışmasına, hukukuna istinat ettirmek isteyen bir sosyal meslektir. Biz bu hakkımızı korumak, istiklalimizi emin bulundurabilmek için bütünlüğümüzce, milli bütünlüğümüzce, bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı, milli, topluluğumuzca savaşmayı caiz gören bir mesleği takip eden insanlarız.”

  • ‘”Gerçi bize milliyetçi derler. Ama biz öyle milliyetçileriz kî bizimle işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetçiliklerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.”

  • “Bizi yanlış yola sevk eden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir.”

  • “İrtica fikirleri güdenler muayyen bir sınıfa dayanacaklarını sanıyorlar. Bu, katiyyen bir vehimdir, zandır. Terakki yolumuzun üstüne dikilmek İsteyenleri ezip geçeceğiz. Yenilik vadisinde duracak değiliz. Dünya müthiş bir hızla cereyanla ilerliyor. Biz bu ahengin dışında kalabilir miyiz?”

  • “Politika âleminde birçok oyun görülür. Fakat mukaddes bir idealin tecellisi olan Cumhuriyete, asri harekete karşı cehil ve taassup ve her nevi husumet ayağa kalktığı zaman bilhassa terakkiperver ve cumhuriyetçi olanların yanıdır. Yoksa mürtecilerin ümit ve faaliyet menbaı olan saf değil.”

  • “Yobazların bîr tehlike teşkil ettiği hayaldir. Bu türlü insan…

http://www.birazoku.com/ataturk-bir-gun-gelecek

" BİR "30 AĞUSTOS" DAHA

Yarın Otuz Ağustos.


Bir dönüm yeri... Türk ulusunun yazgısının değiştiği an...


(...)


30 Ağustos 1922'ye dek Mustafa Kemal ve bir avuç inançlı devrimici arkadaşı, bir bayrak açtılar Ankara'da... Emperyalizm, kapitalizm, iç ve dış düşmanlar, bilgisizlikten, akılsızlıktan o düşmanlara araç olan gafiller ulusumuzu batırma çabasına girişen iç hainler, yurt içinde ilerleyen düşman orduları bir yandaydı; halkımıza, halkın gücüne inanan yurtseverler bir yanda... 
Ulusal bağımsızlığın tek dayanağı, Türk askerleri, Türk ordusuydu. Daha doğrusu Mustafa Kemal yeni bir ordu kurmuş, örgütlemişti, ulusal bağımsızlığımızın bekçisi, koruyucusu, dayanağı bir büyük güçtü bu... Önce düşmanları yurttan söküp atacak, sonra da Türkiye'yi yeni bir anlayışla kurup yüceltecek tek güçtü bu ordu...

Elli beş yıl geçti aradan... Bugün iç ve dış düşmanlar, emperyalist ve kapitalist güçlerle, onlarla işbirliği yapan hainlerle savaşıyoruz. Çoğu zaman gizli yapılıyor bu savaş, kimi zaman açık...
Ulusal bağımsızlığımızın simgesi, dayanağı Türk ordusu elli beş yıldan beri karşılaştığı tüm güçlükleri yenmeyi bilmiştir. Atatürk'ün ordusudur bu. Atatürk devriminin, ilkelerinin sürdürücüsü, koruyucusu... Zaman zaman "milleti aldatmaya ve bozmaya çalışan" birtakım gafiller gözlerimiz boyuyorlar, yalan yanlış düşlerle hepimiz aldatmaya, yönümüzü, yolumuzu değiştirmeye kalkışıyorlar. Ama emperyalizme, kapitalizme bu güçlerin aracı dış ve iç düşmanlara karşı savaş veren, hep de verecek olan ordumuz, askerimiz 30 Ağustos ruhunu, Atatürk devriminin bayrağını dimdik tutuyor elinde...

Yarın 30 Ağustos... Bir Otuz Ağustos daha yaşıyoruz. Türlü umutsuzluklar, acılar, sıkıntılar içindeyiz yeniden... Emperyalizm, kapitalizm, milleti aldatmaya kalkışan iç ve dış hainler hortlamış, bir kez daha, karşımıza dikilmiştir. 30 Ağustos bayramını işte böyle bir ruh hali içinde kutluyor, elli beş yıl öncesinin gazilerini, şehitlerini anıyoruz. Atatürk'ün 1922'de, Yunan'ı denize döktükten, en büyük yengiyi kazandıktan sonra söylediği sözlerin anlamını daha derinden duyuyoruz:

"Gerçek savaşımız bundan sonra başlıyor." (1977)"

 Oktay AKBAL, Atatürk Bir Gün Gelecek, sf: 26-28


*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder