1 Eylül 2015 Salı

Batık Bir Gemi / Oktay Akbal



Oktay Akbal’dan duygu yüklü bir roman:

“Ben ne süslenmiş bir gemiyim, ne de mutlu yolculuklara inanıyorum. Ne kadar yaşam payım kalmışsa seninle konuşmak, seninle sevişmek, seninle yaşamak istiyorum.”


http://www.kitapyurdu.com/kitap/batik-bir-gemi/132581.html

batik-bir-gemi-oktay-akbal


Bu bir özyaşamöyküsü mü? Yoksa sana yazılan uzun mu uzun bir mektup mu? 

Bir roman bence... Yarıda kalan öteki roman çalışmalarımdan biri değil; hayal yok, düş yok, uydurma yok; yaşlı bir adamın, ama gençmiş gibi seven bir adamın, belki de yakın bir ölüm yolcusunun sevdiğine seslenişi!..."

"Ben ne süslenmiş bir gemiyim, ne de mutlu yolculuklara inanıyorum. Ben yalnızca seni istiyorum. Ne kadar yaşam payım kalmışsa seninle geçirmek; seninle konuşmak, seninle sevişmek, seninle yaşamak... 


Bilinmez ki, bilinemez ki, siz tam yaşam sevincine kendinizi kaptırmışken: mutluluğa, aşka, gelecek güzel günlere inanmaya başlamışken; bir anda her şey tepetaklak oluverir. 

Şairin dediği gibi; 'Birdenbire tepelerden bir kurşun' düşüverir. Artık ne batık, ne de süslü gemi kalır! Ne de siz!"

http://www.idefix.com/kitap/batik-bir-gemi-oktay-akbal/tanim.asp?sid=AU704A1CMB7R0FHODVQL
*

Lirik Bir Romantik
Oktay Akbal’ın yapıtlarında, özellikle de romanlarında kendisinin yaşam öyküsü olduğu vurgulanır. Böyledir ya da değildir. Kuşkusuz hangi yazar kendini romanından uzak tutabilir ya da ne kadar uzak tutabilir. Öte yandan bilinçli bir şekilde kendi yaşamını, yaşadıklarını kurmacaya dönüştürebilir. Oktay Akbal bu tarza tabii ki çok daha yakındır ama böyle olması metnin, anlatının, romanın estetik değeriyle kuşkusuz ilgili değildir. Özcesi, özellikle de romanlarında, “lirik bir romantik”tir, Akbal’ın anlatıcıları.
Son romanında bir sahil kasabasında kendini dinlemeye, yaşamını gözden geçirmeye, anılarıyla hesaplaşmaya gitmiş yaşlı bir yazarı buluruz karşımızda. Bir tür “yaşlılık güncesi” ya da “yaşlılık anlatısı” da diyebileceğimiz Batık Bir Gemi, belki de kurmacayı bir kenara bırakan, yürekten gelen o duygunun –ki öteki roman karakterlerinin/anlatıcılarının, aradığı/arzuladığı– şiiridir:

“Bu bir özyaşam öyküsü mü? Yoksa sana yazılan uzun mu uzun bir mektup mu? Bir roman bence… Yarıda kalan öteki roman çalışmalarımdan biri değil; hayal yok, düş yok, uydurma yok; yaşlı bir adamın, ama gençmiş gibi seven bir adamın, belki de yakın bir ölüm yolcusunun sevdiğine seslenişi!...”

“Ben ne süslenmiş bir gemiyim, ne de mutlu yolculuklara inanıyorum. Ben yalnızca seni istiyorum. Ne kadar yaşam payım kalmışsa seninle geçirmek; seninle konuşmak, seninle sevişmek, seninle yaşamak…”
http://www.atillabirkiye.com/icerik-romanlariyla-oktay-akbalin-doksan-yasina-merhaba.html

*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder