10 Eylül 2015 Perşembe

Ebu Zer Emevi Dinciliğine Karşı Mücadelenin Öncüsü

Ebu Zer Emevi Dinciliğine Karşı Mücadelenin
Öncüsü



Yazar : 
Yaşar Nuri Öztürk 

Yayınevi : Yeni Boyut Yayınlar

Açıklama 


Son yıllarda Türkiye bir zulümler arenasına dönüştürülerek korkunç bir çehre değişikliğine uğratıldı. Bu zulümleri kotaranların resmi iktidar kanadı da ona 'paralel' destek veren kanadı da Emevi dincisiydi. Akıl, dürüstlük ve aydınlığı nefes alamaz hale getiren bu dinci koalisyonun icraatı, temelde Allah ile aldatmaya dayandığı için koyu bir Emevi faşizmi sergilemiştir. 
On yılı aşkın süre bu Emevi faşizminin kahrı altında inleyen Türkiye'de İslam tarihini bilen herkes her gün birkaç Emevi icraatına tanık oldu. Bu tanıklık, elbette ki akla sürekli bir biçimde Ebu Zer'i getiriyordu. Çünkü Emevi zulmüne ilk fiili karşı çıkış ondan gelmiştir.

Bu arada, Türkiye'yi kasıp kavuran Emevi faşizmine büyük bir direniş başlamıştı: Dünyanın ve tarihin Gezi Eylemleri veya Özgürlük Direnişi diye andığı bu büyük eylem, hak mücadelesinin cesur ve mustarip öncüsü Ebu Zer'i gündeme iyice oturtmuştu.

Gezi Direnişi'nin, bu eserin son bölümünde bir fasıl yapılması, tarihin isteğidir.

http://www.eren.com.tr/kitap/ebu-zer-emevi-dinciligine-karsi-mucadelenin-oncusu-p12796363.html
*

‘Saltanat dini’ ve ‘hakkın dini’

Yaşar Nuri Öztürk
Başlıktaki tabirlerin ikisi de Kur’an’ındır. Kur’an, kendisinin getirdiği dine ‘dinü’l-hak’ (hakkın dini), onun karşısına konan dine ise ‘dinü’l-melik’ (sultanın, kralın, padişahın dini) diyor. 
İşte din meselesinin bütün sırrı, düğümlendiği nokta bu iki tabirin karşılaştırıldığı yerde yatı-yor. Bu karşılaştırmayı cesaret ve maharetle yapamayanlar veya yapmayanlar, ‘islam’ adı al-tında Kur’an’ın dinini değil, sultanının dinini yani şirkin dinini yaşarlar. 
Allah’ın dini (yani vahyin dini) Kur’an’a, sultanın dini yani saltanat dini yalana oturur. Bu yalanlar, ‘hadis’ adı altında uydurulan yalanlardır.
Bu iki dinin uyuşması mümkün değil. Ya biri doğrudur ya öteki. Birinden birini seçmek zo-rundasınız. İkisini bir arada götürerek Kur’an mümini olamazsınız. 
Bugünkü İslam dünyasının temel belası da bu ikisinin bir arada olabileceğinede ısrar etmesi-dir. İslam dünyası, Emevî krallığının egmenliğinden beri bu ‘sultanın dinini yaşıyor. 
Sultanın dinini yaşatmak isteyenlere saltanat dincisi diyorum. Aydınlık ve cumhuriyetçi güçler ‘gerici’ tabirini değil, bu tabiri kullanmalıdırlar. 

SALTANAT DİNCİLİĞİNİN BARIŞ VE HUZUR ANLAYIŞI
Yıllardan beri hep bu tabiri kullanıyorum: Saltanat dinciliği. 
Angutizmin diline doladığı ‘irtica’ veya ‘gericilik’ tabirleri isabetli ve sadra şifa hiçbir anlam ifade etmiyor. Kur’ansal ve bilimsel dayanakları yok. Herkes herkesi bu nitelemelerle itham edebilir. Ama ‘saltanat dinciliği’ denince, hem Kur’an hem tarih hem de yaşanan olaylar size destek verir.
Bugünkü dincilik de tam bir saltanat dinciliğidir. İki bakımdan öyledir: Bir kere, dini, kitleler üzerinde hegemonya kurmak için aldatma aracı olarak kullanıyor. İkincisi, kamu malı talanlarıyla oluşturduğu servetin verdiği imkânlarla açıkça saltanat sürüyor. Bu saltanatçılık kanlarına ve şuuraltlarına öylesine işlemiş ki, yirmi milyon insanın açlık sınırında yaşadığı ülkede beş katrilyona saray yaptırabiliyorlar. Vicdanları buna müsait ama cesaretleri nasıl müsait oluyor diye sormalıyız. Cevabı da vermeliyiz: Onlardaki tağutî cesaret bu halktaki idrak sefaletinden besleniyor.
Osmanlı tarihçisi Ahmet Refik Altınay (ölm. 1937), Lale Devri’ni, ‘sulh ve sükûn’ yani barış ve huzur devri olarak tanıtır. Kimler için öyleydi Lale Devri? Bir laleye bin altın verebilecek kadar Karun zengini ve milyonlarca altını lale getirmek için Avrupalıların kasalarına akıtan beyinsiz ve hain has bahçe kodamanları için. Ama halk, açlığın pençesinde kıvranıyor, bir tas çorba bulup içmek için çırpınıyordu. 
Bugünkü Maun Sarayı (kara saray) meddahı zihniyetin vicdan ve beyin zemini de işte Lale Devri kodamanlarının vicdan ve beyin zeminiyle aynı. Yirmi milyon insanın açlık sınırında yaşadığı Türkiye’de beş katrilyona mal olan Maun Sarayı’nı ‘elzem ve uygun’ görenlerin vicdan kıratlarıyla Lale Devri kodamanlarının vicdan kıratları arasında fark göremiyorum.

EMEVÎ DİNCİLİĞİ DURDURULMAZSA...
Saltanat dinciliği, namıdiğer Emevî dinciliği durdurulmaz ise sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın hayatı cehenneme döner. Umarım, insanlık küresel dincilik tehdidinin vak-tinde farkına vararak, çocuklarının geleceğini koruma altına alır.
Bu noktada şunu asla unutmayalım: Şiddetçi, kancı ve aldatmacı Emevî dinciliğine bakarak Kur’an’ın dinine savaş açmak hem zulümdür hem de Emevî dinciliğini güçlendirmekten öte bir işe yaramaz. Yapılması gereken, Kur’an’ın diniyle tanışıp onu hayata geçirmektir. Aksi halde insanlık kendisine çok yazık eder!


 
http://www.aydinlikgazete.com/saltanat-dini-ve-hakkin-dini-makale,61224.html
*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder