11 Eylül 2015 Cuma

Oktay Akbal'ın Ardından Oktay Akballa / Ahmet Gencal*


Oktay Akbal'a saygıyla... Ahmet Gencal




TOPA TUTMAYA GİDİYORUZ OKTAY ABİ…

İki satır okumam yetti… Sen de mi dedim? Kendi kendime… Yaşın benden çook büyük ama sana abi demek geldi içimden… 


Şu yukarıdaki resmi de görünce, tamam dedim içimden, Oktay Abi ye götürmeliyim, yukarıdaki gibi bir kamyon topu. Onunla birlikte sohbetimizde ne topa tutardık ama milleti…

Hani derler ya kırk yıldır tanıyormuşum gibi. Hayır benimkisi öylesinden değil, Oktay Abi dedim hemencecik baksanıza, bu devirde birisine abi demek kolay mı? Yüreğimdeki tereyağı kıvamındaki hüznü o kazırdı ancak belki, sohbet edebilseydik seninle. İki cümle kurardım sana, ben nasıl iki cümleni okuduktan sonra sen de mi dedimse sana… Sen de iki cümlemi dinledikten sonra, kim bilir benden çook yaşlı olmana bakmadan, içerdeki 30 yıllık buzdolabından, meyve suyu falan getirirdin, hararetli konuşmamızı serinletmek için biraz.

Hizmet ettirdin adamı kendine mi diyorsunuz? Bu sizin anlayabileceğiniz hizmetlerden değil, Oktay abinin getirdiği meyve suyundan içebilen kaç kişi varsa ancak onlar anlamıştır beni… Kusura bakmayın… Bizimkisi bir aşk hikayesi, iki aşık bir araya gelince elbette birbirlerine aşk ile ikram edecekler, bugün onu ziyarete geldik unutmayın. İkimiz de aşksız insanlar değiliz sonuçta… Bir kamyon top var bahçede baksanıza. Tamam gülme ya Oktay abi, ne yapsaydım, çiçekle mi gelseydim yanına…

Yazdık yazdık da ne oldu beee… Define aradık klavyenin tuşlarından. Sen Bizans Definesi dedin, ben de o ne abi dedim ancak… Define haritası okumaya elverişli değil henüz kapasitem. O kadar da yüklenmesen diyorum… Meyve suyu bitti bitecek, bu koca şehirde yaşayan şeytanlara birer birer nasıl dağıtacağız bu topları, büyük bedende gizli çocuklar, hadi bakalım, sokak sokak arayacağız sizi galiba… Garipler Sokağından başlayacağız ilk değil mi abicim? Sonrası bakalım nerelere çıkacak, sana uçan halı getirseydim bu kadar sevinmezdin eminim buna. Hadi abi, benden gençsin biliyorum, ihtiyar delikanlı ile genç ihtiyar kol kola hadi başlayalım topa tutmaya… Tek suçumuz insan olmak misali…


Yoruldum, yine erken pes ediyorum galiba… Bakma öyle abicim, gülümsemenin ardındaki sokaklara sokma beni şimdi… Takatım kalmadı… Şöyle uzanasım var şuraya… Dondurma var mı dondurma? Hani bir sinema açsak, kafa dağıtsak, dondurmalı sinema terimizin üzerine buğu yapsa, gere gere mi, sere serpe mi…

Şimdi kalkmam lazım bilgisayarın başından, yine yarıda kesildim… Sadece bana ait bilgisayarım yok ki… Neden kızıyorsun? Sen de yarıda kesmedin mi? Oysa daha çok yeni tanışmıştık, gözlerinin içindeki damla kuyusunu tanıyamadan çekip gittin. Bir daha gelmemecesine… Şimdi ben ne yapacağım? Tam bir bahçe buldum kendime derken… Yine yalnız kaldım, her zamanki gibi…

Ahmet GENCAL
11-09-2015, İstanbul

_______________ 


* Ahmet Gencal, İngilizce Öğretmeni, Psikolojik denemeler ustası...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder