2 Eylül 2015 Çarşamba

Yüzyıldır Umutsuzluk / Oktay Akbal

yuzyildir-umutsuzluk-oktay-akbal


1980'den sonra demokrasiye ters düşen tutumları, düşünüşlerin batağında çırpınıp durmaktayız. 

80'li yılların gerçek öyküsü yazarların gündelik yazılarıyla geleceğe kalacaktır. Gazete sayfalarında unutulup gitmemesi için bu çeşit yazıların en belgesel olanlarını bir araya toplamanın yararına inanıyorum. Gelecek kuşaklar '80 sonrasının karmaşalı olaylarını, sorunlarını, hele hele siyasa sahnesindeki insanlarını daha iyi tanıyabilecekler. 

Ben kırk yıla yaklaşan köşe yazarlığımda söyleşir gibi, bir günce tutar gibi okurlarıma seslendim. Tam bir açık yüreklilikle, içtenlikle bölüşmek istedim yaşadıklarımı, düşündüklerimi, gördüklerimi... 

Yazınsal ya da siysal günlüklerin zamanla belgesel bir önem kazanacakalarını, ama şimdiden içinde yaşadığımız yılların gerçekçi bir aynadan yansıtılması olduğunu düşünüyorum. 


"Yüzyıldır Umutsuzluk"u içinde çırpındığımız umut kırıcı durumları gözler önüne sererek, umutlu yarınların yaratılmaına birazcık payı olabilir diyerek okurlara sunmakta yarar görüyorum.


http://www.idefix.com/kitap/yuzyildir-umutsuzluk-oktay-akbal/tanim.asp?sid=TL45OBEPZY6R762S1P49
*



Yüzyıllık Umutsuzluk, isimli kitabınızı bana imzalarken “Umut hep yaşamalı” diyorsunuz. Peki umutlar hiç tükenmeden hep canlı nasıl yaşatılabilir?

Ben her zaman, en umutsuz görünen günlerde bile umuttan yanayım. Umut olmazsa yaşam sona erer, bir anlamı kalmaz. Ama umutları gerçeğe çevirmek çabası da unutulmamalı. Durup dururken umutlar kendiliğinden gerçekleşemez.

Söyleşi; Ayhan Aydın,
http://www.cemvakfi.org.tr/kultursanat/oktay-akbal-oykunun-buyusu/
*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder