10 Kasım 2015 Salı

İmam-ı Azam Savunması - Şehit Bir Önder İçin Apolocya



Elinizdeki eser, yaşadığımız toprakların kutsal bildiği ama gereğince tanımadığı bir ölümsüz önderin savunması olduğu gibi, gerçek Ehlisünnet'in yani 'İmamı Âzam Ehlisünneti'nin de savunmasıdır. 
Bu eser, sinema ve tiyatro dünyamızın öncülerini, hatta bütün sanatçılarımızı heyecan ve harekete sevk etmelidir. Etmiyorsa kubbemiz de biz de sağırız demektir. Gönlüm de aklım da kitabın yayını ardından sinema ve tiyatro üstatlarımızın işe el koyacaklarını, İmamı Âzam'ı kısa zamanda sahneye ve perdeye taşıyacaklarını umuyor ve bekliyor.
İmamı Âzam'ın, siyasal mücadeleler tarihi içindeki yeri fıkıh tarihindeki yerinden çok daha büyüktür. Çünkü bu yer, İmamı Âzam'ın kanıyla yazdığı eserin yükseldiği yerdir. Arabizmin ilahlaştırılmış imparatorluğu olan Emevî Halifeliği, İmamı Âzam'ı kan ve şiddet berzahlarının girdabında, kırbaçlar altında 'fıkhî görüşleri' yüzünden inletmemiştir. Ve Arapçı Abbasî Hilafeti, onu fıkıh veya kelamdaki görüşleri yüzünden şehit etmemiştir. İşkencelerin de idamın da esas sebebi İmamı Âzam'ın, sarıklı despotizme isyan eden siyasal kişiliğidir.
Günümüzün siyaset ve saltanat dinciliği, işte bu gerçek sebebe asla girmemekte, İmamı Âzam'ın siyasal kişiliğinden tek kelimeyle söz etmemektedir. Varsa yoksa 'fıkıh mollası' İmamı Âzam… Peki, başını bir ideal uğruna veren İmamı Âzam ne olacak?! Uğruna baş verilen o idealler ne olacak?! Bir tarihî şahsiyetin kanıyla yazdığı destan, onun mürekkeple yazdığı kitapların altında ve gölgesinde bırakılabilir mi? 'Bırakılabilir' diyenlere 'namuslu adam' gözüyle bakılabilir mi?
O halde, İmamı Âzam bahsi açıldığında ele alınması gereken ilk alan, bu 'kanla yazılan alan'dır. Bu bilindiği içindir ki, İmamı Âzam'ı sömürenler onun siyasal mücadelesine, bu alandaki öncülüğüne, eşsizliğine hiç temas etmezler; onu fıkıh tarihinin kalıpları içine sıkıştırarak esas büyüklüğünü gözden kaçırırlar.
'İmamı Âzam Savunması', işte o esas büyüklüğü tüm yönleriyle ortaya çıkarmaktadır.


http://www.idefix.com/kitap/imam-i-azam-savunmasi-sehit-bir-onder-icin-apolocya-yasar-nuri-ozturk/tanim.asp?sid=DO28EY63BA8AL6R5FZ44

Bu kitap, tarihin en büyük mazlumlarından birinin haklarını savunmak için yazıldı. Bu savunu aynı zamanda İmamı Âzam Ehlisünneti'nin de savunusudur. Bugün ortalarda dolaştırılan 'Ehlisünnet', İmamı Âzam'ın temsil ettiği Ehlisünnet değil, Muaviye'nin icat ettiği Ehlisünnet'tir.

Bugüne kadar bize tanıtılan İmamı Âzam 'gerçek İmamı Âzam' değildir. İmamı Âzam, her şeyden önce bir 'Emevi karşıtı' siyaset öncüsüdür. Başını bu siyasal mücadelesi uğruna vermiştir. Onu şehit edenler, fıkıhtaki fikirleri yüzünden değil, siyasal düşünce ve eylemleri yüzünden şehit ettiler. Muaviye Ehlisünneti'ni din diye dayatan siyaset dinciliği bu gerçeğe asla değinmez ve bize sürekli olarak bir 'fıkıh mollası' İmamı Âzam tanıtır.

Osmanlı tarihi, hem İmamı Âzam'ı göklere çıkarasıya övmüş hem de İmamı Âzam'ın siyasal fikirlerinin tam aksi bir icraatı esas almıştır.

Bizim, İmamı Âzam'la ilgili tezlerimizden biri de, siyasal İmamı Âzam'ın temel düşüncelerinin Cumhuriyet Devrimi'nin temel tezleriyle örtüştüğüdür.

Kitabı okuyunca bunu siz de göreceksiniz
(Tanıtım Bülteninden)
http://www.dr.com.tr/Kitap/Imami-Azam-Savunmasi/Yasar-Nuri-Ozturk/Din-Mitoloji/Islamiyet/urunno=0000000605159


*
İmamı Azam savunması
Forum genelinde islamiyete ve islam büyüklerine bir sempati oldugunu bildigim ve her ne kadar deist olsam da hanefi mezhebinden bir aileye mensup oldugum için bu yazıyı değerli forumdaşlarım ile paylaşmak istedim.
*
Yaşar Nuri Öztürk, mensubu olduğu mezhebin mimarı, kurucusu olan İmamı Âzam Ebu Hanîfe?yi araştırmaya, incelemeye devam ediyor. Bu seferki durağım Yaşar Nuri?nin son kitabı İmamı Âzam Savunması. Kitabın alt başlığı Şehit Bir Önder İçin Apolocya. Apolocya, sanırım Latince bir terim, savunma demek. Adından da anlaşılacağı gibi Ebu Hanîfe?yi savunuyor yazar A?dan Z?ye kadar.
Yaşar Nuri bundan önceki ikinci kitabı olan 550 sayfalık İmamı Âzam Ebu Hanîfe: Esas Fikirleri Gölgelenen Önder?de Ebu Hanîfe?yi tanıtıyor bizlere her yönüyle ve kitabın en sonunda önder Atatürk ile kıyaslıyor Ebu Hanîfe?yi. Yazar, Türk Cumhuriyeti Devrimi?nin İmamı Âzam ile Zihniyet Paralelliği başlığını taşıyan on ikinci bölümde bazı konular bakımından, mesela bunların önde geleni ana dilde ibadet meselesi, her iki lider arasındaki benzerliklere değiniyor ve bir imam ile bir devlet adamını yan yana getiriyor. Bu yaklaşım birçoklarına garip ve itici gelebilir, oysa yazarın Esas Kitap dediği bu kitap okunduğunda çoğu karşılaştırmanın yerinde olduğuna hak verileceği kanaatindeyim. Yazar işin içine bir de Hz. Muhammed?i sokarak bir üçgen meydana getiriyor. Ancak buradaki benzetme sadece zulme karşı savaş yönündendir. Hak verirsiniz ki Hz. Muhammed elini kolunu sallaya sallaya Müslümanlığı yaymadı, yılmadan savaştı; Ebu Hanîfe düşüncelerinden dolayı acı çekti, zulme uğradı, işkence gördü; Mustafa Kemal işkence görmedi, ama bir zulüm çeşidi sayılabilecek emperyalizm ile mücadele etti, vatanını yabancılara kaptırmadı. Yazar, ortak paydası zulüm olan bir potada eritiyor bu üç önderi. Farklı bir bakış açısı.
Kaynak;
http://www.denemeyazilari.com/imami-azam-savunmasi.html
http://forum.memurlar.net/konu/1497740/
*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder